Burada bir kadının kanının gelişi ve gidişi bellidir. Bir kısmı koyu siyah ve kokulu iken, diğer kısmı da açık kırmızı ya da sarı olup kokusu yoktur. Siyah olan kan ya da koyu olan bu kan, hayız süresinin en çoğunu taşmayacağı gibi, en az süresinden de eksik olmaz. Hükmüne gelince; bu durumdaki kadının hayız hali, siyah, koyu ya da kokulu kanın gelmesi zamanıdır. Dolayısıyla bu kan kesildiği vakit kadın istihazeli sayılır ve hayızdan dolayı gusül alır, her namaz için de abdest alır. Bunu, İmam Malik ve İmam Şafii söylemiştir. Çünkü Ebu Habis’in kızı Fatıma’dan gelen bir nakle göre, o, bu şekilde hayız olunca bunu Hz. Peygamber’e sordu. Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bu bir damardır ve hayız sayılmaz. Öyleyse hayız gelince namazı bırak, hayız gidince de gusül al ve namazı kıl.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir. Bir rivayet de şöyledir: “Hayız kanı olunca bu kan siyah olur ve bilinir. Bu gelince artık namazı kılma. Diğer (kan) gelince de abdestini al ve namazını kıl; çünkü bu sadece bir damardır.”
Ebu Hanife ise şöyle demiştir: “Temyize itibar edilmez, itibar edilecek olan özel adetidir. Nitekim bu minvalde Ümmü Seleme’den rivayet edildiğine göre; Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında bir kadının kanaması vardı. Bunun hükmü hakkında Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: ‘İstihaze kanı başlamadan önce, bir ay içerisinde kaç gün ve gece hayız kanı gelmekte olduğuna baksın, her ay o kadar müddette namazı terk etsin. Bu zaman çıkınca da hemen gusletsin…'”
Bunun ancak adete itibar etmek demek olduğu ve bu noktada herhangi bir anlaşmazlığın olmadığı şeklinde cevap verilmiştir.