Sonra onu öldürdü ve kabre koydurdu.
Diyanet Vakfı
Sonra onun canını aldı ve kabre soktu.
Kurtubi Tefsiri
Sonra onu öldürüp, kabre koy(dur)du.
“Sonra onu öldürüp, kabre koydu.” Ona ikram olsun diye içinde gömüleceği bir kabir var etti. Onu kuşların ve diğer yırtıcı hayvanların yemesine imkan verecek şekilde yerin üzerinde atılıp, terkedilen bir varlık noktasına düşürmedi. Bu açıklamayı el-Ferrâ” yapmıştır.
Ebû Ubeyde dedi ki:
“Onu kabre koydu” ona bir kabir takdir etti ve kabre gömülmesini emretti, demektir. Ebû Ubeyde dedi ki: Ömer b. Hubeyre, Salih b. Abdurrahman’ı öldürünce Temimuğulları onun huzuruna girerek: Salih’i bir kabre gömelim diye bize ver” dediler. O da: Onu size bırakıyorum, dedi.
Yüce Allah;
“Onu kabre koy(dur)du” diye buyurmakla birlikte; diye buyurmadı. Çünkü (Bu ikinci şeklin ism-i faili olan); Bizzat kendi eliyle defneden şahıs” demektir. el-A’şâ da şöyle demiştir:
“Eğer bir ölüyü bağrına basacak olursa;
O yaşar ve kabre defnedecek kimseye götürülmez.”
Ölüyü defnetmek halinde; Ölüyü kabirde defnettim” denilir. Allah onu kabre gömülecek bir duruma getirdi ve ona bir kabir takdir etti” demektir. Araplar: Devenin kuyruğunu kestim” ve: Allah onun soyunu kesti”; Öküzün boynunu kısalttım” ile Allah onu kessin”; Filanı kovdum” ile Allah onu uzak kılsın, uzaklaştırsın” yani onu kovulup uzaklaştırılan bir kişi haline getirsin, derler, Merhum müfsssirimiz, bu ve benzeri fillerin yalın halleri ile başlarına hemze ziyade edilerek kullanılmaları halindeki anlam farkına işaret etmekte ve böylelikle âyet-i kerîme’deki: “akbara: kabre koy(dur)du” şeklindeki ziyadeli hali ile ziyadesiz hali olan: “kabara: kabre koydu” halleri arasındaki anlam farkına açıklık getirmektedir.