Bunun sebebi, Ömer – Ali – Mesleme b. Muhârib kanalıyla bana anlatılan şu olaydır:
Abdurrahman b. Hâlid b. el-Velîd Şam’da büyümüş, babası Hâlid b. el-Velîd’in halk arasındaki itibarı, Bizans topraklarında Müslümanlara sağladığı fayda ve cesareti sebebiyle Şamlılar onu sevmişlerdi. Halkın ona olan sevgisi o kadar büyümüştü ki Muaviye ondan korktu. Halkın ona duyduğu sevgi yüzünden kendisi için Abdurrahman’dan endişe etti. Bunun üzerine İbn Üsâl’a onu öldürmek için bir plan kurmasını emretti ve bunu yaparsa ömrü boyunca vergisinin kaldırılacağını, ayrıca Humus haracının tahsiline de memur edileceğini garanti etti.
Bunun sonucu olarak Abdurrahman b. Hâlid Bizans topraklarından dönerken Humus’a vardığında, İbn Üsâl kölelerinden bazıları aracılığıyla ona zehirli bir içecek verdi. O da bunu içti ve Humus’ta öldü. Bunun üzerine Muaviye, İbn Üsâl’a verdiği sözü yerine getirdi. Onu Humus haracının tahsiliyle görevlendirdi ve kendi vergisini de kaldırdı.
Hâlid b. Abdurrahman b. Hâlid b. el-Velîd Medine’ye geldi. Bir gün Urve b. ez-Zübeyr ile oturdu. Hâlid ona selam verince Urve ona kim olduğunu sordu. O da:
“Ben Hâlid b. Abdurrahman b. Hâlid b. el-Velîd’im”
deyince Urve ona şöyle sordu:
“İbn Üsâl ne yaptı?”
Bunun üzerine Hâlid onun yanından kalktı ve ayrılıp Humus’a yöneldi. Orada İbn Üsâl’a pusu kurdu. Bir gün İbn Üsâl’ın atlı olarak geçtiğini görünce Hâlid b. Abdurrahman önünü kesti ve kılıcıyla vurup onu öldürdü.
Muaviye’nin huzuruna getirildiğinde Muaviye onu birkaç gün hapsetti ve İbn Üsâl’ın diyetini ona yükledi. Böylece hiç kimse İbn Üsâl’ı öldürdüğü için Hâlid’den intikam almadı.
Hâlid Medine’ye dönünce Urve’nin yanına geldi ve ona selam verdi. Urve ona:
“İbn Üsâl ne yaptı?”
diye sorunca şöyle dedi:
“İbn Üsâl işini senin için gördüm. Peki İbn Cürmüz ne yaptı?”
Bunun üzerine Urve sustu.
Hâlid b. Abdurrahman, İbn Üsâl’a vurduğu sırada şöyle dedi:
“Ben Allah’ın Kılıcı’nın soyundanım, beni bilin!
Benim için sadece soylu nesebim ve dinim kalıcıdır;
ve sağ elimin saldırdığı keskin bir kılıç.”
Bu yıl el-Hâtim ile Sehm b. Gâlib el-Huceymî de ayaklanıp:
“Hüküm yalnızca Allah’ındır”
diye haykırdılar.
Onların meselesini Ömer – Ali kanalıyla bana şöyle anlattılar:
Ziyâd vali olunca Sehm b. Gâlib el-Huceymî ile el-Hâtim — ki o Yezîd b. Mâlik el-Bâhilî idi — ondan korktular. Sehm, Ahvaz’a gidip orada bozgunculuk yaptı ve:
“Hüküm yalnızca Allah’ındır”
diye haykırdı. Sonra geri döndü, gizlendi ve kendisi için eman istedi. Ziyâd ona eman vermedi; onu arattı, öldürttü ve cesedini kendi kapısına astırdı.
El-Hâtim’e gelince, Ziyâd onu Bahreyn’e sürdü. Sonra ona geri dönme izni verdi ve:
“Şehrinde kal”
dedi.
Ziyâd ayrıca Müslim b. Amr’a onun için kefil olmasını söyledi. Fakat Müslim bunu kabul etmedi ve şöyle dedi:
“Eğer evinin dışında gece geçirirse sana haber veririm.”
Sonra Müslim Ziyâd’ın yanına gelip şöyle dedi:
“El-Hâtim bu gece evinde kalmadı.”
Bunun üzerine Ziyâd onun öldürülmesini ve cesedinin Bâhile kabilesinin bulunduğu yere atılmasını emretti.
Bu yıl hacda insanlara Utbe b. Ebî Süfyân imamlık etti. Görevliler ve valiler, önceki yıldaki görevlilerin aynısıydı.