Ali b. İbrahim, babasından, o İbn Ebî Umeyr’den, o Abdurrahman b. Haccâc’dan, o da posta görevlisi Hâşim’den nakletti. Hâşim şöyle dedi: Ben, Muhammed b. Müslim ve Ebu’l-Hattâb bir aradaydık. Ebu’l-Hattâb bize: “Bu işi tanımayan kimse hakkında ne dersiniz?” dedi. Ben: “Bu işi tanımayan kimse kâfirdir.” dedim. Ebu’l-Hattâb: “Delil kendisine ulaşıncaya kadar kâfir değildir; delil ulaşıp da yine tanımazsa kâfir olur.” dedi. Bunun üzerine Muhammed b. Müslim ona: “Sübhanallah! Bir insan bilmediği ve inkâr da etmediği halde nasıl kâfir olur? İnkâr etmediği sürece kâfir değildir.” dedi.
Hacca gittiğimde Ebu Abdullah’ın yanına girdim ve bu konuşmayı ona anlattım. Bana: “Sen oradaydın, onlar yoktu; fakat buluşma yeriniz bu gece Mina’da orta cemrenin yanında olacaktır.” buyurdu. Gece olunca Ebu’l-Hattâb ve Muhammed b. Müslim ile birlikte onun yanında toplandık. Bir yastık alıp göğsüne koydu, sonra bize: “Hizmetçileriniz, kadınlarınız ve aile fertleriniz hakkında ne dersiniz? Onlar Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik etmiyorlar mı?” buyurdu. Ben: “Evet.” dedim. “Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik etmiyorlar mı?” buyurdu. “Evet.” dedim. “Namaz kılıyor, oruç tutuyor ve hac yapıyorlar mı?” buyurdu. “Evet.” dedim. “Peki sizin üzerinde bulunduğunuz şeyi biliyorlar mı?” buyurdu. “Hayır.” dedim. “Öyleyse sizin nazarınızda onlar nedir?” buyurdu. Ben: “Bu işi bilmeyen kimse kâfirdir.” dedim.
Bunun üzerine: “Sübhanallah! Yol ehline ve su başlarında yaşayan insanlara bakmadın mı?” buyurdu. “Evet.” dedim. “Onlar namaz kılmıyor, oruç tutmuyor, hac yapmıyorlar mı? Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik etmiyorlar mı?” buyurdu. “Evet.” dedim. “Peki sizin üzerinde bulunduğunuz şeyi biliyorlar mı?” buyurdu. “Hayır.” dedim. “Öyleyse onlar hakkında ne dersin?” buyurdu. Ben yine: “Bu işi bilmeyen kimse kâfirdir.” dedim.
Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Sübhanallah! Kâbe’yi, tavaf edenleri ve Yemen halkının Kâbe örtülerine sarılışını görmedin mi?” “Evet.” dedim. “Onlar Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik etmiyorlar mı, namaz kılmıyorlar mı, oruç tutmuyorlar mı ve hac yapmıyorlar mı?” buyurdu. “Evet.” dedim. “Peki sizin üzerinde bulunduğunuz şeyi biliyorlar mı?” buyurdu. “Hayır.” dedim. “Öyleyse onlar hakkında ne diyorsunuz?” buyurdu. Ben: “Bilmeyen kimse kâfirdir.” dedim.
Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Sübhanallah! Bu, Hâricîlerin sözüdür.” Sonra: “İsterseniz size açıklayayım.” buyurdu. Ben: “Hayır.” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Bizden işitmediğiniz bir konuda hüküm vermeniz sizin için kötüdür.” Hâşim dedi ki: Bununla bizi Muhammed b. Müslim’in görüşüne yönlendirmek istediğini düşündüm.