Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed’den; Ali b. İbrahim de babasından; her ikisi de İbn Mahbûb’dan, o da Heysem b. Vâkıd el-Cezerî’den rivayet ettiler.
Heysem b. Vâkıd el-Cezerî şöyle dedi: Ebû Abdullah’ın şöyle dediğini işittim: “Aziz ve Celil olan Allah peygamberlerinden birini kavmine gönderdi ve ona şöyle vahyetti: Kavmine de ki: ‘Benim itaatim üzerinde bulunan bir köy halkı veya topluluk, içinde bulundukları refah ve mutluluk hâlinden benim sevmediğim şeylere yönelirse, ben de onların hoşlandıkları şeyi hoşlanmadıkları şeye çeviririm. Yine benim isyanım üzerinde bulunan bir köy halkı veya bir ev halkı, içinde bulundukları sıkıntı ve zorluktan benim sevdiğim şeylere yönelirse, ben de onların hoşlanmadıkları şeyi hoşlandıkları şeye çeviririm.’ Onlara de ki: ‘Rahmetim gazabımı geçmiştir. Rahmetimden ümit kesmeyin. Çünkü benim katımda bağışlayamayacağım kadar büyük bir günah yoktur.’ Onlara de ki: ‘Gazabıma karşı inatla meydan okumayın ve dostlarımı küçümsemeyin. Çünkü gazabım sırasında öyle yakalamalarım vardır ki, yaratıklarımdan hiçbir şey onlara karşı koyamaz.’”