"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 1845

Ali b. İbrahim → babası → Hârûn b. Müslim → Mes‘ade b. Sadaka → Ebû Abdullah.

Necâşî, Cafer b. Ebû Tâlib ve arkadaşlarına haber gönderdi. Onlar onun yanına girdiler. O, kendisine ait bir odada toprağın üzerinde oturuyordu ve üzerinde eski elbiseler vardı. Cafer dedi ki: Onu bu hâlde görünce onun adına endişelendik. Bizdeki durumu ve yüzlerimizin değiştiğini görünce şöyle dedi: “Muhammed’e yardım eden ve onun gözünü aydın eden Allah’a hamdolsun. Size müjde vereyim mi?” Ben: “Evet, ey hükümdar.” dedim. Dedi ki: “Şu anda sizin memleketiniz tarafından oradaki casuslarımdan biri bana geldi ve Allah’ın peygamberi Muhammed’e yardım ettiğini, düşmanını helak ettiğini, falan, falan ve falanın esir alındığını haber verdi. Onlar, çokça erak ağacı bulunan Bedir denilen bir vadide karşılaşmışlar. Sanki ben oraya bakıyor gibiyim; çünkü ben orada, Benî Damre’den olan efendim için hayvan güderdim.” Bunun üzerine Cafer ona: “Ey hükümdar! Seni neden toprağın üzerinde oturmuş ve üzerinde bu eski elbiselerle görüyorum?” dedi. O da şöyle dedi: “Ey Cafer! Biz Allah’ın İsa’ya indirdiği şeylerde şunu buluruz: Allah’ın kulları üzerindeki haklarından biri, Allah onlara yeni bir nimet verdiğinde onların da Allah için yeni bir tevazu ortaya koymalarıdır. Allah bana Muhammed sebebiyle bir nimet verdiğinde ben de Allah için bu tevazuyu ortaya koydum.” Bu haber Nebî’ye ulaşınca ashabına şöyle buyurdu: “Şüphesiz sadaka, sahibinin çokluğunu artırır; öyleyse sadaka verin, Allah size merhamet etsin. Şüphesiz tevazu, sahibinin derecesini yükseltir; öyleyse tevazu gösterin ki Allah sizi yükseltsin. Şüphesiz affetmek, sahibinin izzetini artırır; öyleyse affedin ki Allah size izzet versin.”

https://kutsalayet.de/kafi-1844/,https://kutsalayet.de/kafi-1846/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız