Muhammed b. Yahyâ → Ahmed b. Muhammed ve Ali b. İbrahim → babası → Hasan b. Mahbûb → Hişâm b. Sâlim → Habîb es-Sicistânî’den nakletti:
Ebû Ca‘fer’i şöyle buyururken işittim:
Allah Azze ve Celle, Âdem’in zürriyetini onun sırtından, kendisi için rablik ahdini ve her peygamber için nübüvvet ahdini almak üzere çıkardığında, onlar üzerine nübüvveti için ilk ahit aldığı kimse Muhammed b. Abdullah idi. Sonra Allah Azze ve Celle Âdem’e: “Bak, ne görüyorsun?” buyurdu. Âdem zürriyetine baktı; onlar göğü doldurmuş zerreler hâlindeydi. Âdem dedi ki: “Ey Rabbim, zürriyetim ne kadar çok! Sen onları mutlaka bir iş için yarattın. Onlardan ahit almakla onlardan ne istiyorsun?” Allah Azze ve Celle buyurdu: “Bana ibadet etmelerini, bana hiçbir şeyi ortak koşmamalarını, resullerime iman etmelerini ve onlara uymalarını istiyorum.” Âdem dedi ki: “Ey Rabbim, neden bazı zerreleri bazılarından daha büyük, bazılarının çok nurlu, bazılarının az nurlu, bazılarının ise nursuz olduğunu görüyorum?” Allah Azze ve Celle buyurdu: “Onları böyle yarattım ki bütün hâllerinde onları imtihan edeyim.” Âdem dedi ki: “Ey Rabbim, konuşmama izin verir misin de konuşayım?” Allah Azze ve Celle buyurdu: “Konuş; çünkü ruhun benim ruhumdandır, tabiatın ise benim oluşumun aksinedir.”
Âdem dedi ki: “Ey Rabbim, onları tek bir örnek, tek bir ölçü, tek bir tabiat, tek bir yaratılış, tek renkler, tek ömürler ve eşit rızıklar üzere yaratsaydın, birbirlerine karşı taşkınlık etmezlerdi; aralarında kıskançlık, birbirine buğz etme ve hiçbir şeyde ihtilaf olmazdı.” Allah Azze ve Celle buyurdu: “Ey Âdem, ruhumla konuştun; fakat tabiatının zayıflığıyla hakkında bilgin olmayan şeye kalkıştın. Ben yaratıcı ve bilenim. İlmimle onların yaratılışları arasında farklılık meydana getirdim. Meşîetimle onlar hakkında emrim yürür. Onlar benim tedbirime ve takdirime döneceklerdir. Benim yaratışımda değişiklik yoktur. Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım. Bana itaat eden, bana ibadet eden ve resullerime uyan kimseler için cenneti yarattım; aldırmam. Bana küfreden, bana isyan eden ve resullerime uymayan kimseler için de ateşi yarattım; aldırmam. Seni ve zürriyetini, sana ve onlara ihtiyacım olduğu için yaratmadım. Seni ve onları ancak dünya yurdunda, hayatınızda ve ölümünüzden önce hanginizin amel bakımından daha güzel olduğunu imtihan etmek için yarattım. Bunun için dünyayı ve ahireti, hayatı ve ölümü, itaati ve isyanı, cenneti ve ateşi yarattım. Takdirimde ve tedbirimde böyle diledim. Onlarda geçerli olan ilmimle onların suretleri, bedenleri, renkleri, ömürleri, rızıkları, itaatleri ve isyanları arasında farklılık meydana getirdim. Onlardan bedbahtı ve mutluyu, göreni ve körü, kısayı ve uzunu, güzeli ve çirkini, bileni ve cahili, zengini ve fakiri, itaat edeni ve isyan edeni, sağlıklı olanı ve hasta olanı, sakatlığı bulunanı ve kusuru bulunmayanı kıldım. Sağlıklı olan, kusuru olana bakar ve kendisine verdiğim afiyet sebebiyle bana hamdeder. Kusuru olan, sağlıklı olana bakar, bana dua eder, kendisine afiyet vermemi ister ve belâma sabreder; ben de ona bol ihsanımla karşılık veririm. Zengin fakire bakar, bana hamdeder ve şükreder. Fakir zengine bakar, bana dua eder ve benden ister. Mümin kâfire bakar ve kendisini hidayete erdirdiğim şey sebebiyle bana hamdeder. İşte bunun için onları yarattım; onları bollukta ve darlıkta, kendilerine afiyet verdiğim şeylerde ve onları imtihan ettiğim şeylerde, kendilerine verdiğim şeylerde ve onlardan men ettiğim şeylerde sınamak için yarattım. Ben Allah’ım, Melik’im, Kâdir’im. Takdir ettiğim şeylerin tamamını, düzenlediğim şekilde yürütmek bana aittir. Bundan dilediğimi dilediğim şeye değiştirmek, geciktirdiğimi öne almak ve öne aldığımı geciktirmek de bana aittir. Ben Allah’ım; dilediğimi yaparım. Yaptığımdan sorulmam; fakat ben mahlûkatıma yaptıklarından sorarım.”