Ali b. Muhammed, Muhammed b. Hammûye es-Süveydâvî’den, o da Muhammed b. İbrahim b. Mehziyâr’dan rivayet etti. Dedi ki: Ebu Muhammed’in vefatı sırasında şüphe ettim. Babamın yanında büyük bir mal toplandı. Onu taşıdı, gemiye bindi; ben de onu uğurlamak için onunla çıktım. Ağır bir hastalığa yakalandı. “Ey oğlum, beni geri döndür; bu ölümdür” dedi. Bana, “Bu mal hakkında Allah’tan sakın” dedi ve bana vasiyet etti. Sonra öldü.
İçimden şöyle dedim: “Babam sağlam olmayan bir şeyle bana vasiyet edecek değildi. Bu malı Irak’a götüreceğim, nehir kenarında bir ev kiralayacağım, kimseye hiçbir şey haber vermeyeceğim. Ebu Muhammed’in günlerinde açıklık kazandığı gibi bana bir şey açıklık kazanırsa onu göndereceğim; aksi hâlde onu harcayıp dağıtacağım.” Irak’a geldim, nehir kenarında bir ev kiraladım ve birkaç gün kaldım. Derken bir elçiyle bana bir yazı geldi. Yazıda şöyle deniliyordu: “Ey Muhammed! Senin yanında şu şu şey vardır; şu şu şeyin içindedir.” Yanımda bulunan ve benim bile tamamen bilmediğim her şeyi bana tek tek saydı. Ben de onu elçiye teslim ettim. Birkaç gün başım kaldırılmaz hâlde kaldım ve kederlendim. Sonra bana şu çıktı: “Seni babanın yerine geçirdik; Allah’a hamdet.”