Bir grup rivayetçi → Ahmed b. Muhammed el-Berkî ve Ali b. İbrahim → Babası; hepsi → Kasım b. Muhammed el-İsfahânî → Süleyman b. Dâvud el-Minkarî → Süfyân b. Uyeyne → Ebu Abdullah.
Ebu Abdullah’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurdu: Ben her mümine kendi nefsinden daha evlayım; Ali de benden sonra ona daha evladır; kendisine bunun anlamı sorulunca şöyle buyurdu: Resûlullah’ın “Kim borç veya bakıma muhtaç kimseler bırakırsa bu benim üzerimedir; kim mal bırakırsa mirasçılarınındır” sözü bunun anlamıdır; çünkü malı olmadığında kişinin kendi nefsi üzerinde velayeti olmaz, ailesinin nafakasını sağlamadığında da ailesi üzerinde emir ve yasak hakkı bulunmaz; Peygamber, Müminlerin Emiri ve onlardan sonra gelenler bunu üstlendikleri için işte buradan dolayı onlara kendi nefislerinden daha evla olmuşlardır; Yahudilerin çoğunun Müslüman olmasının sebebi de ancak Resûlullah’ın bu sözünden sonra olmuştur; çünkü onlar hem kendi nefisleri hem de aileleri hakkında güvene kavuşmuşlardır. Bu rivayetteki “Ben her mümine kendi nefsinden daha evlayım” ifadesi, “Peygamber müminlere kendi nefislerinden daha evladır” ayetine işaret eder (Ahzâb 6).