"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 264

Ali b. İbrahim’in, babasından, onun bazı ashabından, onların da Hişam b. Hakem’den rivayet ettiğine göre Hişam şöyle dedi:

“Bütün varlıklar ancak iki şeyle idrak edilir: Duyular ve kalp. Duyuların idraki üç şekilde gerçekleşir: Bir şeye nüfuz ederek gerçekleşen idrak, temas yoluyla gerçekleşen idrak ve ne nüfuz ne de temas olmaksızın gerçekleşen idrak.

Nüfuz ederek gerçekleşen idrak; seslerin, kokuların ve tatların algılanmasıdır.

Temas yoluyla gerçekleşen idrak ise karelik, üçgenlik gibi şekillerin bilinmesi; yumuşaklığın, sertliğin, sıcaklığın ve soğukluğun tanınmasıdır.

Ne temas ne de nüfuz olmaksızın gerçekleşen idrak ise görmedir. Çünkü göz, şeyleri temas etmeden ve içine girmeden görür. Görmenin bir yolu ve bir sebebi vardır. Onun yolu havadır, sebebi ise ışıktır. Görücü ile görülen arasında yol mevcut olduğunda ve ışık bulunduğunda, göz renkleri ve şekilleri algılar. Fakat göz, kendisi için bir yol bulunmayan bir şeye yöneldiğinde geri döner ve önündekini değil, arkasındaki yansımayı aktarır. Aynaya bakan kimsenin durumu böyledir; bakışı aynanın içine nüfuz etmez. Yol bulunmadığı için geri döner ve aynanın arkasındaki görüntüyü yansıtır. Berrak suya bakan kimsenin durumu da böyledir; bakışı suyun içine nüfuz edecek bir yol bulamadığından geri döner ve arkasındaki görüntüyü yansıtır.

Kalbe gelince; onun hüküm alanı havadaki tasavvurlardır. Kalp havada bulunan bütün tasavvurları idrak eder ve onları tahayyül eder. Kalp, havada bulunmayan bir şeyi kavramaya zorlandığında geri döner ve havada bulunan tasavvurları yansıtır.

“Akıl sahibi bir kimsenin kalbini, tevhid meselesinde havada mevcut olmayan bir şeyi tasavvur etmeye zorlamaması gerekir. Çünkü bunu yaptığı takdirde, daha önce görme konusunda açıkladığımız gibi, ancak havada mevcut olan şeyleri tasavvur edebilir. Allah Teâlâ ise yaratılmışlarının kendisine benzemesinden çok yücedir.”

https://kutsalayet.de/kafi-263/,https://kutsalayet.de/kafi-265/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız