Ashabımızdan bir grubun, Ahmed b. Muhammed b. Hâlid’den, onun bazı ashabından, onların Ali b. Ukbe b. Kays b. Sim‘ân b. Ebi Rubeyha’dan rivayet ettiğine göre Ali b. Ukbe şöyle dedi:
Emîru’l-Mü’minîn’e:
“Rabbini ne ile tanıdın?” diye soruldu.
Bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Bana kendisini tanıttığı şekilde tanıdım.”
Kendisine:
“Peki kendisini sana nasıl tanıttı?” denildi.
Şöyle buyurdu:
“O hiçbir surete benzemez, duyularla algılanamaz, insanlarla kıyaslanamaz. Uzaklığı içinde yakındır, yakınlığı içinde uzaktır. Her şeyin üstündedir; fakat O’nun üstünde bir şey bulunduğu söylenemez. Her şeyin önündedir; fakat O’nun için bir ön taraf bulunduğu söylenemez. Eşyanın içindedir; fakat bir şeyin başka bir şeyin içinde bulunması gibi değildir. Eşyadan dışarıdadır; fakat bir şeyin başka bir şeyden çıkması gibi değildir. Böyle olan ve kendisinden başka hiçbir varlık böyle olmayan Allah’ı tesbih ederim. Her şeyin bir başlangıcı vardır.”