"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 200

Muhammed b. Yahya’nın, Muhammed b. Hüseyin’den, onun Muhammed b. İsa’dan, onun Safvân b. Yahya’dan, onun Dâvûd b. Husayn’dan, onun Ömer b. Hanzala’dan rivayet ettiğine göre Ömer b. Hanzala şöyle dedi:

Ebu Abdullah’a, aralarında borç veya miras konusunda anlaşmazlık bulunan iki arkadaşımız hakkında sordum. Bunlar davalarını sultana ve hâkimlere götürüyorlar. Bu caiz midir?

Şöyle buyurdu:

“Hak veya bâtıl bir konuda onların hükmüne başvuran kimse, aslında tâğuta başvurmuş olur. Onların lehine verdiği hükümle aldığı şey de haram kazançtır; o hak kendisine ait olsa bile böyledir. Çünkü onu tâğutun hükmüyle almıştır. Oysa Allah tâğutu inkâr etmeyi emretmiştir.”

Sonra şu ayeti okudu:

“Onlar, tâğutun hükmüne başvurmak istiyorlar. Hâlbuki onu inkâr etmekle emrolunmuşlardı.” (Nisâ 60)

Ben:

“Peki o iki kişi ne yapmalıdır?” diye sordum.

Şöyle buyurdu:

“Aranızdan bizim hadislerimizi rivayet eden, helâlimizi ve haramımızı inceleyip bilen, hükümlerimizi tanıyan bir kimseye baksınlar ve onu hakem olarak kabul etsinler. Çünkü ben onu sizin üzerinize hâkim tayin ettim. Eğer o bizim hükmümüzle hüküm verir de onun hükmü kabul edilmezse, Allah’ın hükmü küçümsenmiş olur. Bize karşı çıkılmış olur. Bize karşı çıkan ise Allah’a karşı çıkmış olur. Bu da Allah’a ortak koşma sınırındadır.”

Ben:

“Peki ya ikisi de adil, güvenilir ve ashabımız nezdinde kabul gören kimseler olursa; biri diğerine üstün tutulmazsa?” dedim.

Şöyle buyurdu:

“O zaman onların bizden rivayet ettikleri hadisler içinde, verdikleri hükümle ilgili olarak ashabın üzerinde ittifak ettiği rivayete bakılır. Hükmümüz olarak o alınır; ashabın arasında meşhur olmayan ve tek kalan rivayet ise terk edilir. Çünkü üzerinde ittifak edilen hususta şüphe yoktur.

İşler üç çeşittir: Doğruluğu açık olan bir iş vardır, ona uyulur. Sapıklığı açık olan bir iş vardır, ondan kaçınılır. Bir de müşkil ve karışık olan bir iş vardır ki onun bilgisi Allah’a ve Resûlü’ne havale edilir.

Resûlullah şöyle buyurmuştur:

‘Helâl bellidir, haram da bellidir. Bunların arasında şüpheli şeyler vardır. Şüpheli şeyleri terk eden kimse haramlardan kurtulmuş olur. Şüpheli şeylere dalan kimse ise haramlara düşer ve farkında olmadan helâk olur.’”

Ben:

“Peki sizden gelen iki haber de meşhur olur ve güvenilir raviler tarafından rivayet edilmiş bulunursa ne yapılır?” dedim.

Şöyle buyurdu:

“O zaman hükmü Allah’ın kitabına ve sünnete uygun olan, ayrıca halkın genel görüşüne aykırı bulunan rivayet alınır. Hükmü Allah’ın kitabına ve sünnete aykırı olup halkın genel görüşüne uygun bulunan rivayet ise terk edilir.”

Ben:

“Size feda olayım! Diyelim ki iki fakih de hükmü Kitap ve Sünnetten çıkarmış olsun. Fakat rivayetlerden biri halkın genel görüşüne uygun, diğeri ise onlara aykırı olsun. Bu durumda hangisi alınmalıdır?” dedim.

Şöyle buyurdu:

“Halkın genel görüşüne aykırı olan alınır. Çünkü doğru yol ondadır.”

Ben:

“Size feda olayım! Ya iki rivayet de onların görüşüne uygun olursa?” dedim.

Şöyle buyurdu:

“O zaman onların hâkimlerinin ve kadılarının hangisine daha çok meylettiğine bakılır. Onların daha çok benimsediği rivayet terk edilir, diğeri alınır.”

Ben:

“Peki onların hâkimleri iki rivayete de aynı şekilde meylediyorsa?” dedim.

Şöyle buyurdu:

“Bu durumda bekle ve hükmü ertele; imamınla karşılaşıncaya kadar dur. Çünkü şüpheli konularda durmak, helâke sürükleyen işlere atılmaktan daha hayırlıdır.”

https://kutsalayet.de/kafi-199/,https://kutsalayet.de/kafi-201/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız