Muhammed b. Yahya’nın bazı ashabından, onun Harun b. Müslim’den, onun Mes‘ade b. Sadaka’dan, onun da Ebu Abdullah’tan rivayet ettiğine göre Ebu Abdullah şöyle dedi:
Emîru’l-Mü’minîn şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Allah Tebâreke ve Teâlâ size Resûlü gönderdi ve ona hak ile kitabı indirdi. Oysa siz kitap hakkında da, onu indireni hakkında da, Resûl hakkında da, onu göndereni hakkında da bilgisiz kimselerdiniz. Bu, peygamberlerin gönderilmesine ara verilmiş bir dönemde, ümmetlerin uzun bir gaflet ve cehalet içinde bulunduğu, bilgisizliğin yayılıp genişlediği, fitnelerin ortalığı kapladığı, sağlam bağların çözüldüğü, hakikatin görülmez hâle geldiği, zulmün yaygınlaştığı, dinin izlerinin silinmeye yüz tuttuğu ve savaş ateşlerinin alevlendiği bir zamanda gerçekleşti.
Bu, dünya bahçelerinin sararıp solduğu, dallarının kuruduğu, yapraklarının döküldüğü, meyvelerinden ümit kesildiği, sularının çekilip yerin derinliklerine indiği bir dönemdeydi. Hidayet alametleri silinmiş, helâk ve sapıklık alametleri ortaya çıkmıştı. “Dünya, ehlinin yüzüne karşı sert ve asık suratlıydı; sırtını dönmüş, yönünü çevirmişti. Meyvesi fitne, yiyeceği leş, şiarı korku ve örtüsü kılıç olmuştu. Paramparça edildiniz; dünyanın ehlinin gözleri körleşti, günleri karardı. Akrabalık bağlarını kopardılar, kan döktüler ve çocuklarından diri diri toprağa gömdükleri kızları toprağa gömdüler. Güzel hayat ve dünyanın rahatlığı onların yanından geçip gidiyordu. Allah’tan bir sevap ummuyor, Allah’a yemin olsun ki O’nun cezasından da korkmuyorlardı. Dirileri kör ve murdar, ölüleri ise ateşte ümitsiz bir hâldeydi.
Bunun üzerine Resûlullah onlara önceki sahifelerde bulunan hakikatlerin bir nüshasını, kendisinden önceki kitapları doğrulayan bilgileri ve helâli şüpheli haramdan ayıran hükümleri getirdi. İşte bu Kur’an’dır. Onu konuşturmak isteyin; fakat o size doğrudan konuşmayacaktır. Ben size onun hakkında haber vereyim: Onda geçmişlerin ilmi, kıyamet gününe kadar olacakların ilmi, aranızdaki hükümler ve hakkında ihtilaf ettiğiniz şeylerin açıklaması vardır. Eğer bana onu sorsaydınız size öğretirdim.”