"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 172

Ali b. İbrahim’in, Muhammed b. İsa b. Ubeyd’den, onun Yunus b. Abdurrahman’dan, onun Semâa b. Mihrân’dan, onun da Ebu’l-Hasan Musa’dan rivayet ettiğine göre Semâa şöyle dedi:

Ebu’l-Hasan Musa’ya şöyle dedim:

“Allah seni ıslah etsin! Biz bir araya geliyor ve elimizde bulunan rivayetleri müzakere ediyoruz. Karşımıza çıkan meselelerin çoğu hakkında elimizde yazılı bir bilgi bulunuyor. Bu da Allah’ın sizin vasıtanızla bize verdiği nimetlerdendir. Fakat bazen küçük bir mesele ortaya çıkıyor ve onun hakkında elimizde bir şey bulunmuyor. Bunun üzerine birbirimize bakıyor, benzer meseleleri dikkate alıyor ve onları en uygun gördüğümüz meseleye kıyas ederek hüküm vermeye çalışıyoruz.”

Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Sizin kıyasla ne işiniz var? Sizden öncekiler ancak kıyas yüzünden helâk oldular.”

Sonra şöyle buyurdu:

“Size bildiğiniz bir şey gelirse onunla konuşun. Bilmediğiniz bir şey gelirse…” Sonra eliyle ağzını işaret etti ve susmayı kastederek şöyle buyurdu: “Susun.”

Ardından şöyle dedi:

“Allah Ebu Hanife’ye lanet etsin. O, ‘Ali şöyle dedi, ben ise şöyle diyorum; sahabe şöyle dedi, ben ise şöyle diyorum’ derdi.”

Sonra bana:

“Sen onun meclisinde bulunur muydun?” diye sordu.

“Hayır, fakat onun sözü budur.” dedim.

Bunun üzerine şöyle dedim:

“Allah seni ıslah etsin! Resûlullah insanlara, kendi dönemlerinde ihtiyaç duydukları şeyleri getirdi mi?”

Buyurdu:

“Evet; hatta kıyamet gününe kadar ihtiyaç duyacakları şeyleri de getirdi.”

Dedim ki:

“Peki bunlardan bir şey kayboldu mu?”

Buyurdu:

“Hayır. O bilgi, ehlinin yanında bulunmaktadır.”

https://kutsalayet.de/kafi-171/,https://kutsalayet.de/kafi-173/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız