"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Buhari 4351

Kuteybe bize rivayet etti; Abdülvâhid bize rivayet etti; Umâre b. Ka‘kâ‘ b. Şubrüme’den; Abdurrahman b. Ebû Nu‘m’dan:

Abdurrahman dedi ki: Ebû Saîd el-Hudrî’yi işittim, şöyle diyordu:

Ali b. Ebî Tâlib Yemen’den Peygamber’e tabaklanmış bir deri parçası içinde, toprağı ayıklanmamış küçük bir altın parçası gönderdi.

Peygamber onu dört kişi arasında paylaştırdı: Uyeyne b. Bedr, Akra‘ b. Hâbis, Zeydü’l-Hayl ve dördüncüsü de ya Alkame ya da Âmir b. Tufeyl idi.

Sahâbeden bir adam:

“Biz buna bunlardan daha layıktık.” dedi.

Bu söz Peygamber’e ulaşınca şöyle dedi:

“Bana güvenmiyor musunuz? Ben göktekinin emanetçisiyim. Bana gökten haber sabah akşam gelir.”

Sonra, gözleri çukur, elmacık kemikleri çıkık, alnı belirgin, sakalı gür, başı tıraşlı, elbisesini toparlamış bir adam kalktı ve:

“Ey Allah’ın elçisi, Allah’tan sakın!” dedi.

Peygamber:

“Yazıklar olsun sana! Yeryüzünde Allah’tan en çok sakınmaya layık olan ben değil miyim?” dedi.

Sonra adam arkasını dönüp gitti.

Hâlid b. Velîd:

“Ey Allah’ın elçisi! Boynunu vurayım mı?” dedi.

Peygamber:

“Hayır. Belki namaz kılıyordur.” dedi.

Hâlid:

“Nice namaz kılan vardır ki diliyle kalbinde olmayanı söyler.” dedi.

Peygamber şöyle dedi:

“Ben insanların kalplerini deşmekle ve karınlarını yarmakla emrolunmadım.”

Sonra adam uzaklaşırken ona baktı ve şöyle dedi:

“Bunun soyundan öyle bir topluluk çıkacak ki Allah’ın kitabını taze taze okurlar; ama (okudukları) boğazlarından aşağı geçmez. Dinden, okun avdan çıktığı gibi çıkarlar.”

Sanırım şunu da söyledi:

“Onlara yetişirsem, onları Semûd’un öldürülüşü gibi öldürürüm.”

https://kutsalayet.de/buhari-4350/,https://kutsalayet.de/buhari-4352/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız