Amr da bize bir ilâve rivayet etti. Dedi ki:
Abdurrahman b. Abdullah b. Dînâr bize haber verdi: Babasından; o da Ebû Sâlih’ten; o da Ebû Hureyre’den; Peygamber’den:
Peygamber şöyle dedi:
“Dinarın kölesi, dirhemin kölesi, değerli elbisenin kölesi helâk olsun! Verilirse razı olur; verilmezse öfkelenir. Helâk olsun ve tepe taklak devrilsin! Bir diken batarsa çıkaramasın!
Ne mutlu o kula ki Allah yolunda atının dizginini tutmuştur: Saçı başı dağınık, ayakları toz içindedir. Nöbet işinde ise nöbettedir; artçı birlik/arka hizmette ise arka hizmettedir. İzin isterse izin verilmez; araya girip birine şefaat etmeye kalksa şefaati kabul edilmez.”
Ebû Abdullah dedi ki:
İsrail ve Muhammed b. Cuhâde, bunu Ebû Husayn üzerinden Peygamber’e kadar yükseltmemiştir. (Metindeki) “ta‘san” ifadesi de “Allah onları helâk etsin” anlamına gelir gibidir.
Yine “tûbâ” kelimesi “her türlü iyi/temiz şey” anlamında bir üstünlük ifadesidir (kelime açıklaması veriliyor).