"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kölenin azad edilmesi nasıl sirayet eder

Köle üç kişinin kölesi olur, sahipleri de onu birlikte azad edecek olurlarsa, mesela azad etme lafzını beraber söyleyecek olurlarsa veya bir özellik üzere onun azadını bağlayacak olurlarsa ve bu da meydana gelecek olursa veyahut da birisini vekil tutsalar ve o da onu azad etse, bu durumda köle hürriyetine kavuşur ve kölenin velayeti de onlar arasında söz konusu olan hakları kadarıyla sirayet eder. el-Muvaffak der ki: Bu noktada ilim ehli arasında bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Ama zor durumda oldukları halde efendilerinden birisi diğer efendisinden sonra olmak üzere köleyi azad etmiş olsa veya ilk iki efendi zor durumda olsalar ve üçüncü efendisi de iyi durumda olsa, o vakit doğru olan görüş onlardan her birisinin o köleyi hakkı kadarıyla azad etmiş olacağı ve onun üzerinde de vela hakkının bulunmuş olacağıdır. Bu, ilim ehlinin çoğunluğunun görüşüdür. Bunun yanında bu onu hakkında iki de kural dışı görüş gelmiştir, ancak sözüne güvenilen kimseler bu görüşlerle delil göstermemişlerdir; dolayısıyla bu mezhebe itimat edilmez. Durumu iyi (varlıklı) olduğu halde kölenin payını azad edecek olursa, o vakit payını azad etmiş olur. el-Muvaffak der ki: Bunda bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.

Kölenin payını azad edecek olursa o zaman bu ıtk (köle azadı) tüm hepsine sirayet eder ve hepsi de hür olur. Bu durumda azad eden kişi, diğer ortaklarının paylarının kıymetini ödemek durumunda kalır ve vela da ona ait olur. Bu, İmam Malik, İmam Şafii, Ebu Yusuf, Muhammed b. el-Hasen ve İshak’ın görüşüdür. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse bir köle üzerindeki hissesini bağışlar ve bu kişinin kölenin kıymetinden kalan kısmına yetecek kadar parası da bulunursa, kölenin bedeli adil bir şekilde takdir edilir. Ortaklarına da paylarını verir. Köle de tamamıyla azad olur. Aksi halde ondan sadece azad olanlar azad olmuş olur.” Böylece Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem), kölenin tamamıyla azad olduğunu ifade buyurmuş, varlıklı olan ortağın diğer ortağın payının değerini ödemesini ona vacip kılmış, ne ona ne de başkasına muhayyerliği vermemiştir. Ebu Hanife ise şöyle demiştir: Sadece azad eden kişinin hissesi onu azad eder. Ortağı ise şu üç durum arasında muhayyer bırakılır: Dilerse köleyi azad eder, dilerse köleyi çalıştırmayı talep eder, dilerse ortağına tazminde bulunur ve o vakit de köle azad olur.

Itk’ın tamamen sirayet etmesi, değerini ödemekle değil, lafzın söylenmesiyle söz konusu olur. Bu durumda azad ettiğine dair lafzın söylenmiş olmasıyla tamamen köle hür olur ve hakkında kıymet istikrar bulur. Dolayısıyla bundan sonra başkasının azadı sirayet etmez. Bunu, Sevri, Ebu Yusuf, Muhammed b. el-Hasen, İshak ve bir görüşünde İmam Şafii söylemiştir. el-Müzeni’nin tercihi de bu istikamettedir. Çünkü İbn Ömer hadisi farklı lafızlarla gelmiştir ki, bu şekildeki hür olma lafzı şu şekilde gelmiştir: “Bu kişinin kölenin kıymetinden kalan kısmına yetecek kadar parası olur ve kölenin bedelini adil şekilde takdir ederse, köleyi azad etmiş sayılır.” Bir lafzı da şöyledir: “Eğer kölenin kıymetinden kalan kısmına yetecek kadar parası olursa onun hepsini azad etmiş olur.” Ebu Hureyre hadisinde ise şöyle gelmiştir: “Kim, kölelerden bir payı azad edecek olursa o malından olmak üzere hür demektir.” İşte bu nasslar, tartışma mahallinde bulunmaktadır. Çünkü varlıklı olmasını şart koşması yanında azad etmesi hasebiyle köleyi hür ve azad olunmuş kılmaktadır. Zira köle bu açıdan azad edilmeye sirayet edilmiş oldu ve lafzın akabinde hürlük de meydana gelmiş oldu. Sanki kölenin bir bölümü azad olmuş gibi kabul edilir. Bir de kıymet, kölenin azad edileceği vakitte itibara katılır ve azad olmadan da ortağın tasarrufu bunda geçerli olmaz. İmam Şafii’ye göre de aynı şekilde azad etmesi geçerli değildir. Bu da gösteriyor ki kölenin azad edilişi, ilkinin azadı ile meydana gelmiş olmaktadır. İmam Malik ve bir görüşüne göre de İmam Şafii: Sadece kıymetinin ödenmesiyle köle azad olur. Bundan ewel ise sahibinin mülkü olur, onda icratta bulunur ve azad dışında onda tasarrufta bulunamaz, demişlerdir. Bu, aynı zamanda Ebu Hanife’nin kavlinin de gereğini ortaya koyar.

Onlar buna gerekçe olarak: “Ortaklarına da paylarını/hisselerini verir ve kölenin tümünü azad eder.” buyruğunu ve: “Varlıklı ise kıymetini verir, sonra da onu azad eder.” ifadesini göstermişlerdir. Burada kıymetinin ödenmesinden sonra köle azad edilmiş saydı. el-Muvaffak (İbn Kudame) der ki: Bu hadise gelirsek, hadis onların lehine delil olmaz. Çünkü “vav (ve)” harfi tertibi gerektirmez. Ama “sümme (sonra)” ile diğer lafza atfedilmiş olmasıyla tertibin kasdedildiği de kesin değildir. Zira bazen tertip anlamında da gelmeyebilmektedir. Mesela şu ayete olduğu gibi: “Sonra (bir de) Allah onların yaptıklarına şahit olandır.” (Yunus Suresi: 46) İmam Şafii’den gelen üçüncü görüşe göre ise azad edilme konusu gözleme tabi tutulur. O vakit kıymeti belirterek bunun azad vaktinden olmak üzere ödeyecek olursa, payını azad etmiş olur. Ama kıymeti belirtmez olursa, o zaman azad etmiş sayılmaz. Çünkü ikisi için de bunda bir tür ihtiyat söz konusudur. Kim, sağlıklı ve tasarrufları da caiz olduğu halde kölesini azad edecek olursa ilim ehlinin icmasına göre bu ıtkı sahih olur. Bir kısmını azad etmiş olursa, ilim ehlinin cumhuruna göre tümünü de azad etmek durumundadır. Ebu Hanife ise: Ondan azad ettiğini azad etmiş olur, etmedikleri üzerinde ise halen kölesi hükmü üzere kalır, demiştir. Ama onun bu görüşüne arkadaşları karşı çıkmış ve bu durumda kölesinin üzerinde bir hükmünün olmayacağını belirtmişlerdir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kole-nasil-azad-edilir/,https://kutsalayet.de/ortak-sayilan-bir-cariyenin-cima-etmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız