"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ev eşyalarında karı-kocanın anlaşmazlık yaşaması

Karı ve koca evin tüm eşyasında yahut bir kısmında anlaşmazlık yaşayacak olur da, her biri: “Evin bu eşyaları bana aittir.” veya “Bu eşya benimdir.” der ve kendisi lehine sadece birisi beyyine getirecek olursa -ihtilafsız olarak- bu eşyalar ona ait olur.

Ama her ikisinin de beyyinesi olmazsa, bu durumda İmam Ahmed’den ifade edildiğine göre, söz konusu eşya sadece erkeklere uygun (onlara özel) olursa, o vakit yemin etmesi halinde itibar edilecek söz erkeğin sözü olur. Eğer sadece kadınlara uygun eşya olursa, o vakit yemin etmesi halinde itibar edilecek söz kadının sözü olur. Eğer fırça, kap vb. gibi erkek ve kadın hepsine uygun eşyalar olursa, o vakit durum her ikisi arasında gerçekleşir.

el-Kadı (İyaz) der ki: Bu, sadece hüküm yoluyla ellerinde eşyaların olması durumunda söz konusudur. Ama eşya iki taraftan birisinde müşahade yoluyla mevcut olursa, o zaman eşya ona ait olur. Eğer ikisi arasında mevcut ise o vakit ikisine yahut ikisinden birisine uygun olsun veya olmasın, her halükarda yarı yarıya taksim edilir. Bu, Ebu Hanife ve Muhammed b. el-Hasen’in görüşüdür. Sadece onlar, şunu da söylemişlerdir: Eşya her iki tarafa uygun (özel) olursa ve durumları hüküm yolu üzere bulunursa, bu takdirde itibar edilecek olan söz, yemin etmesiyle birlikte erkeğin sözü olur. İkisi hakkında bir ihtilaf çıkarsa o vakit diğeri buna varis olur. İtibar edilecek söz de ikisinden geride kalanın sözü olur. Çünkü müşahade yoluyla eşyaya sahip olmak, hüküm açısından eşyaya sahip olmaktan daha güçlüdür.

Ebu Yusuf ise: Genelde erkek eşyanın mislini karşılamaya muktedir olduğundan dolayı, o vakit itibar edilecek olan söz kadının sözü olur, demiştir.

İmam Malik şöyle demiştir: Taraflardan hangisi hakkında eşya uygun olursa, itibar edilecek söz de ona ait olur. Her ikisine de ait olursa, bu durumda itibar edilecek söz erkeğin sözü olur, ister bu eşyaya müşahade veya hüküm yoluyla sahip olsunlar veya olmasınlar, fark etmez. Zira ev erkeğe aittir, ona olan otoritesi daha kuvvetlidir; çünkü mesken ihtiyacını o karşılamaktadır.

İmam Şafii ve Züfer ise: Evde bulunan her şey yarı yarıya taksim edilir. Taraflardan her birisi yarısı hakkında yemin eder ve o eşyayı alır. Çünkü ikisi de beyyinenin olmayışı ve söz konusu iddia noktasında eşit konumda sayılmışlardır, o vakit birisi diğerinin önüne geçemez. Sanki eşya ikisine de özelmiş gibi veya ikisi de eşyayı teslim eden kişi yanında bizzat eliyle onu müşahade etmiş gibi kabul edilirler.

el-Muvaffak der ki: Bize göre her ikisi de evin eşyasına beraber hak sahibidirler. Buna dair delil, her ikisiyle yabancı bir kişi (gelip) anlaşmazlık yaşasa, itibar edilecek olan söz, her ikisinin de sözüdür. Zira taraflardan her birisi sahibi üzerinde kimi vakit eşyaya sahip olma ve tasarrufta bulunma açısından tercihte bulunabilmektedir. Dolayısıyla takdim edilmesi zorunluluk oluşturur, sanki birisi devenin üzerinde ve diğeri de devenin yularından tutmuş olduğu halde deve hakkında münakaşa etmelerine benzemiş olur… Bizim Ebu Hanife ve el-Kadı (İyaz)’ın aleyhinde, tarafların ellerinde eşyanın olup olmaması açısından münakaşa etmiş olmaları gerekçesi vardır. Zira birbirlerinin üzerinde artı bir meziyetleri yoktur, sanki hüküm yoluyla ellerinde eşyanın bulunmasına benzemektedir. Ama her ikisi için uygun olan eşya durumuna gelirsek, kuşkusuz bu, ikisi elinde mevcuttur ve birbirlerinin üzerinde artı bir meziyetleri de yoktur. Sanki ellerindeki eşyanın müşahade yoluyla elde edilmiş olmasına benzemiş olur. Bunun yanında söz konusu eşyanın taraflardan geride kalan kimse için verilmeyeceğine dair delil ise ölünün varisinin kendisi yerine geçmiş olacağıdır. Bu yönüyle kendisi için vekil bırakmış kimseye benzemiş olur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/844860/,https://kutsalayet.de/zafer-elde-etme-konusu/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız