"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Mallar konusunda şahitlik yapmak

Mallar ile ödünç, gasp ve tüm borçlar yanında, kendisiyle mal kasdedilen, alışveriş, vakıf, icare, hibe, sulh, müsakat, mudarebe, şirket, vasiyet, mal gerektiren cinayetler gibi tüm mallar anlaşılmaktadır. İşte bunlarda bir erkek ile iki kadının şahitliği sabit olur.

Mallar konusuyla ilgili erkeklerin yanında kadınların da şahitlik yapmaları halinde şahitliğin sabit olacağında bir ihtilaf yoktur. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın. Bir katip onu aranızda adaletle yazsın. Hiçbir katip Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın; (her şeyi olduğu gibi) yazsın. Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdırsın, Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik yazdırmasın. Şayet borçlu sefih veya aklı zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki kadın (olsun.)” (Bakara Suresi 282) İlim ehli, bu noktada icma etmişlerdir.

İlim ehlinden çoğu kimse, malın sabit olması noktasında bir kimsenin şahit olup bir de yemin etmesini yeterli görmüştür. Bu minvalde İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre kendisi, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, yemin etmesi yanında şahitlikte yapmış olan kimseye dair hüküm vermiştir.

Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre, Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem), yemin etmesi yanında bir adamın şahitliğine dair hüküm vermiştir. Çünkü yemin etmek, doğru olduğunu ve dirayetinin güçlü olduğunu izhar eden kimse hakkında meşru kılınmıştır. Bu nedenle aynı şekilde dirayeti güçlü olan el sahibi ve yine dirayeti kuvvetli olan münkir hakkında da meşru sayılmıştır. Zira aslolan zimmetinden beri, suçsuz olduğudur. Buradaki iddia sahibinin de doğruluğu zahir olduğundan, hakkında yemin etmesinin meşruluğu da haliyle gereklilik arz eder.

Evzâî ve rey ashabı ise: Şahit olup bir de yemin eden kimse lehine hüküm verilmez, demişlerdir. Muhammed b. el-Hasen ise şöyle der: Şahit olan ve yemin eden kimse lehine hüküm verirse, eksik hüküm vermiş olur; zira Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki kadın (olsun.)” (Bakara Suresi 282) Öyleyse kim, bu noktada bir ilave yapacak olursa nassa da ilave yapmış sayılır, halbuki nass konusunda ilave, nesih sebebidir.

Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa bu ayet-i kerime onların lehine delil olmaz; çünkü ayet iki erkek şahidin veya bir erkek şahid ve iki kadın şahidin meşruiyetine delildir, bunda bir ihtilaf yoktur. Onların: “Nass konusunda ilave, nesih sebebidir.” sözlerine gelince, bu doğru değildir. Zira nesh, kaldırmak ve izale etmek demektir. İlave ise bir şeyi ikrar etmek demektir ve kaldırmak anlamına gelmez. Yemin ve şahit olmak noktasındaki hüküm, iki erkek şahitle hüküm verme hükmünü engellemez, onu kaldırmaz da… Bir de söz konusu ilave eğer üzerindeki ziyadeyle bitişik olur ve onu kaldırmış olmazsa, bu nesh olmaz. Aynı şekilde ondan ayrı da olsa durum böyledir. Şüphesiz ayet-i kerime (şahitliğin) edası değil, şahitliğin bizzat nasıl tahammül edileceği konusunda gelmiştir. Halbuki söz konusu olan ihtilaf eda hakkındadır. Bunun yanında Muhammed (b. el-Hasen)’in, “şahit olan ve yemin eden kimse lehine hüküm verilmesi durumunda bunun eksik hüküm vermek olacağı” şeklindeki görüşüne gelirsek, bir defa bu görüşü de Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ve halifelerinin verdikleri hükümlerin eksik olacağı anlamını gerektirmiş olur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kadinlarin-sahitlik-yapamadiklari-durumlar/,https://kutsalayet.de/erkeklerin-muttali-olamadiklari-durumlar/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız