"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Erkeklerin muttali olamadıkları durumlar

el-Muvaffak şöyle demiştir: Genel olarak kadınların münferit (tek başlarına) şahitliklerinin kabul edileceği noktasında ilim ehli arasında bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. el-Kadı (İyaz) der ki: Münferit olarak kadınların şahitliklerinin kabul edileceği beş yer vardır, bunlar: Doğum, istihlal (kadının hayız olması veya çocuğun bağırarak anne karnından çıkması), süt emzirme, kadının fercinin kapalı olması, kalça deliğine bitişik olması, bekaret, dulluk veya cüzam hastalığı gibi kadınlara ait olup elbise altından bakacağı kusurlar ve iddetin kesilmesidir.

Ebu Hanife’den aktarıldığına göre süt emzirme konusuna kadınların tek başına şahitlikleri makbul değildir. Çünkü buna erkeğin mahremlerinden olan kadınlar da muttali olabilirler. O vakit –nikahtaki gibi– bunlarda kadınların tek başına şahitlikleri sabit olmaz.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Bizim lehimize Ukbe b. el-Haris’in rivayeti gelmiştir. O der ki: “Ben Ummu Yahya bint Ebu İhab ile evlenmiştim. Siyah bir kadın yanımıza gelip ikimizi birden emzirdiğini iddia etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip bu durumu kendisine anlattım. Benden yüz çevirdi, (söyleyeceklerimi dinlemek istemedi.) Sonra yanına varıp: ‘Ey Allah’ın Resulü! O kadın kesinlikle yalancıdır!’ dedim. Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) de: ‘Ne biliyorsun? O söylediğini söyledi…’ buyurdu.” Buhari ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.

Çünkü bu, kendisinde kadınların muttali olacakları bir durumun söz konusu olduğu, kadınların avret yerlerine sirayet eden bir şahitliktir. Dolayısıyla bunda da –doğumda olduğu gibi– kadınların şahitlikleri kabul edilir. Akit ise buna terstir çünkü avret değildir.

Ebu Hanife’den yine nakledildiğine göre kadınların tek başlarına şahitlik etmeleri hayız konusunda makbul değildir; zira bu, doğumdan sonra gerçekleşmektedir. Ama bu görüşüne iki arkadaşı olan (Ebu Yusuf ve Muhammed) ile ilim ehlinin çoğu muhalefet etmiştir. Çünkü hayız doğum halinde iken gerçekleşir; dolayısıyla erkeklerin bunda hazır bulunmaları mümkün olmaz, bu yönüyle bizzat doğuma benzemiş olur.

Her konumda bizler, kadınların tek başlarına şahitlik etmelerinin makbul olacağını söyleriz. Çünkü bir kadının şahitliği dahi burada makbul olmaktadır. Nitekim zikri geçen Ukbe b. el-Haris hadisi bunu ifade eder; zira manası kadınların tek başlarına şahitlik etmelerinin sabit olacağını göstermektedir, o vakit –rivayet etme konusunda olduğu gibi– bunda sayı şart koşulmaz.

İmam Ahmed’den gelen başka bir görüşe göre ise iki kadının şahitliği durumunda makbul olur. Bu görüşe ise İmam Malik ve Sevrî sahip olmuştur. Çünkü hakkın kendisiyle sabit olduğu her bir cinste –erkeklerde olduğu gibi– iki kişi de yeterli gelir. Bir de akıl sağlamlığı açısından erkekler kadınlardan daha kamildirler, bu sebeple kadınlardan sadece iki kadının şahitliği makbul olur.

Ebu Hanife: Boşanmış olduğu kadınların doğumunda değil, ancak kendi eşlerinin doğumunda tek bir kadının şahitliği makbul olur, demiştir. İmam Şafii ve Ebu Sevr ise şöyle demiştir: Bunda sadece dört kadının şahitliği makbuldür; çünkü şahitlikte hürriyet şarttır ve bunda –diğer şahitlikler gibi– bir kadının şahitlik yapması kabul olunmaz. Bir de Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine bedeldir.”

el-Muvaffak şöyle demiştir: İmam Şafii’nin, kadının hürriyeti şeklinde öne sürdüğü bu şart kabul edilemez. Bunun yanında Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “İki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine bedeldir.” buyruğu ise erkekle beraber kadının şahitlik yaptığı yerle alakalıdır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/mallar-konusunda-sahitlik-yapmak/,https://kutsalayet.de/sahitligin-nasil-meydana-geldigi-konusu/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız