"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

(Yeminlerdeki) isimlerin kısımları

Bu isimler bazı kısımlara ayrılmaktadır, şöyle ki:

Erkek, kadın, insan, hayvan gibi kendisine ait tek bir ismi olanlar. Bunlardaki yemin isimlendirilen şeye sarf edilir, bu hususta bir ihtilaf yoktur.
Abdest, temizlik, namaz, zekat, oruç, hac vb. gibi şer‘î ve lugavî konumu olan isimler. Bunlarda yemin mutlak anlamda lugavî olmaksızın sadece şer‘î konumuna sarf edilir. el-Muvaffak der ki: Bu noktada da yine ihtilaf edenin olduğunu bilmiyoruz.
Aslan ve deniz gibi hakiki ve mecazi konumu olup hakikat açısından fazlası şöhret bulmayan isimler. Bu durumda kişi mutlak olarak yemin edecek olursa, onun bu yemini mecaza değil, sadece hakiki konumuna sarf edilir.
Örfi isimler. Bunlar mecaz olarak meşhur olan ve hakikati kapalılığa dönüşen isimlerdir. Bunların da bazı kısımları vardır:
Birincisi: Hakikati ağır basan isimler ki, insanların çoğu bunları bilmemektedirler, mesela “rivayet” ismi gibi. Bu isim, örfte yolculuk azığı için kullanılır; hakikatte ise hayvanları sulamak için kullanılan bir isimdir. Bu ve benzeri isimleri kullanıp yemin eden kişinin bu yemini hakikate değil mecaza sarf edilir. Zira yeminiyle istediği bu yöndedir ve sözüyle anlaşılan da budur. Bu açıdan başkası hakkında hakikate benzer.

İkincisi: İsim ile söz konusu olan bazı hakikatleri örfi kullanımla tahsis etmek. Bunun bazı türevleri vardır. Bunlardan birisi tahsis olarak meşhur olmuş “dabbe” lafzıdır. Bu isim, hakikatte debelenen her şeye verilen isimdir. Örfte ise katır, at ve eşekler için kullanılan bir isimdir. Açıkçası mutlak olarak bu tür isimlerle yemin eden bir kimsenin bu yemini hakikate değil, örfe sarf edilir. Önceki konu gibi değerlendirilir. Bunun yanında hakikati içermiş olacağı da muhtemeldir.

Üçüncüsü: Üzerinde yemin edilen ismin umum ifade etmesi, ancak ona izafe edilen fiilin adeten değil, onu bazı durumlarda kapsamına alması veya sadece bazı hallerde meşhur olmasıdır. Bunun bir örneği bir kimsenin “kafayı yemeyeceğine” dair yemin etmesidir. O vakit kendisi davarların, kuşların, avların, balıkların ve çekirgelerin kafasını yemekle yemini bozmuş sayılır. Bunu, el-Kadı (İyaz) zikretmiştir. Şüphesiz bu kafalar hakikat ve örf açısından da yenilmekte olan “kafalar” olacağından, bu durumda yenilmesi halinde yemin bozulmuş olur.

Bu kimse, et yemeyeceğine dair yemin edip de akabinde Deve kuşu ve Zürafa eti veya satışı zor bulunan nadir etlerden yemesine benzemiş olur. Ebu’l-Hattab: Tek başına yemek için satılmasına dair adetin akıp gittiği “kafa”yı yemesi halinde yemini bozmuş olur, demiştir.

İmam Şafii ise şöyle demiştir: Sadece davarların kafalarını yemesi halinde yemini bozmuş olur. Avlanmanın çokça icra edildiği bir beldede bulunması ve bu davarların kafalarının ayan beyan ayırt edilmesi halinde, bunları yemiş olmakla yemin bozulmuş sayılır.

Ebu Hanife ise: Develerin kafalarını yemekle yemini bozmuş olmaz. Çünkü tek başına yemek için satılmalarına dair adet akıp gitmemektedir, demiştir. İki arkadaşı olan (Ebu Yusuf ve Muhammed) ise şöyle demişlerdir: Koyunların kafalarını yemekle yemini bozmuş sayılmaz. Zira bunlar, diğerlerine nazaran çarşı pazarlarda satılmaktadırlar; dolayısıyla yaptığı yemin bunlara sarf edilir.

Hayvan kafası olmayan ve kafa/baş olarak isimlendirilen şeyleri yemesinden dolayı ise yemini bozulmuş olmaz. Zira bunlar hakikat anlamında “kafa” sayılmazlar.

Et yemeyeceğine dair yemin eder ve muayyen bir eti belirtmiş olmaz, ardından da davarların, av veya kuşların etini yiyecek olursa, bu durumda belde âlimlerinin genelinin görüşüne göre yemini bozulmuş olur. Balıklara gelirsek, mezhebimizin zahir görüşüne göre bunları yemesiyle de yemini bozulmuş olur. Bunu, Sevri, İmam Malik ve Ebu Yusuf söylemiştir. Çünkü Yüce Allah buyurur ki: “İçinden taze et (balık) yemeniz ve takacağınız bir süs (eşyası) çıkarmanız için denizi emrinize veren O’dur.” (Nahl suresi 14) Şüphesiz balık da bir hayvan türüdür ve “et” diye isimlendirilmiştir. Öyleyse kuş eti gibi değerlendirilir ve yenilmesi halinde yemin bozulmuş sayılır.

İbn Ebu Musa ise: Niyet etmediği sürece balık yemesiyle yemini bozulmuş olmaz, demiştir. Bu, Ebu Hanife, İmam Şafii ve Ebu Sevr’in de kavlini oluşturmaktadır. Çünkü buna mutlak anlamda “et” ismiyle yemin sarf olmaz. Et satın almak noktasında bir kimse ona vekil olsa ve o kimse için balık satın alsa, bu onu ilzam etmez. Bunun yanında ondan günahı nefyetmesi ve: “Et yemedim, ben sadece balık yedim.” demiş olsa, bu sahih olur. (Ancak) onların bu zikrettikleri ifadeler kuş etiyle geçersizdir.

Bir şey yemeyeceğine dair yemin etse ve akabinde bir şey içse veyahut bir şey içmeyeceğine dair yemin etse ve akabinde bir şey yese, bu durumda İmam Ahmed’den şu iki görüşü nakledilmiştir:

Yemini bozulmuş olur. Çünkü yemin, bir şeyi yemeyi veya içmeyi terk etmek ve örfen kasdettiği şey üzere bu şeyleri icra etmekten kaçınmasıdır; dolayısıyla da yemin bu minval üzere hamledilir.
Yemini bozulmuş olmaz. Bu ise Şafii, Ebu Sevr ve rey ashabının mezhebinin görüşünü oluşturmaktadır. Zira amel ve fiiller, muayyen olan şeylerin türevleri konumundadır. Şayet muayyen şeylerden bir türü üzere yemin etse, başkasıyla yeminini bozmuş sayılmaz. Aynı şekilde fiil ve ameller de böyledir.
Ama bir şeyi mutlaka yiyeceğine dair yemin etse ve bir şey içmiş olsa veya içeceğine dair yemin edip de akabinde bir şey yese, o vakit —terk üzere yemin etmesi halindeki iki görüşe binaen— bundan iki görüş çıkmış olur. Yemini ne zamanki niyeti üzere mukayyet (kayıtlanmış) olursa veya buna delalet eden sebebi bulunursa, o zaman yemini, yaptığı niyetine göre şekillenir veya buna sebebi delalet eder; zira yeminler niyet üzere mebnîdir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/belirli-bir-seyde-yemin-etmek/,https://kutsalayet.de/yemin-kefareti/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız