İşarette bulunarak, şu taze hurmayı yemeyeceğine dair yemin etmesi gibi, belirli olan bir şeyde yemin etme konusu şu iki durumdan hali olamaz:
Bu durumda o yaş hurmayı yemiş olmasıyla yemini bozulmuş olur. Bu hususta ilim ehlinin tümü arasında bir ihtilaf yoktur. Çünkü açıkça yapmayacağına dair yemin ettiği bu ameli bizzat işlemiştir.
Yaş hurmanın zamanla özelliği değişir… İşte bu da beş kısma ayrılmaktadır:
Birincisi: Cüzlerinin kimyasal bir değişikliğe uğraması (istihale) ve isminin değişmesi. Mesela bu yumurtayı yemediğine dair yemin etmesi ve akabinde yumurtanın zamanla civcive dönüşmesi gibi. Bu başağı yemediğine dair yemin etmesi sonrasında ise onun ekilip bir yiyecek haline gelmesi… İşte bunlar, yemini bozmak anlamına gelmez; zira ismi değişmiş ve cüzlerinde kimyasal bir dönüşüm meydana gelmiştir.
İkincisi: Sıfatının değişikliğe uğraması ve cüzleri kaldığı halde isminin ortadan kalkması. Mesela bu yaş hurmayı yemeyeceğim, diye yemin etmesi akabinde hurmanın kuru (normal) hurmaya dönüşmesi. Filan çocukla konuşmayacağım, diye yemin etmesi ve zamanla onun yaşlı bir adam olması. Şu oğlağı yemeyeceğim, diye yemin etmesi ve zamanla onun bir keçi haline gelmesi. Bu yaş hurmayı yemeyeceğim, diye yemin etmesi akabinde onun şıra, sirke veya tatlı gibi başka hale dönüşmüş olması. Bu buğdayı yemeyeceğim, diye yemin etmesi, akabinde onun un, süveyk, ekmek veya püre haline dönüşmüş olması. Bu hamuru yemeyeceğim, diye yemin etmesi, akabinde onun un veya ekmek haline dönüşmüş olması. Bu sütü içmeyeceğim, diye yemin etmesi akabinde onun aşı, peynir veya sütlaç yemeği haline gelmiş olması. Yahut eve girmeyeceğim, diye yemin etmesi, sonrasında bu yerin bir mescid veya banyo yahut tuvalet haline dönüşmüş olması. İşte tüm bunlara girer veya tüm bunlardan yiyecek olursa, hepsinden dolayı yeminini bozmuş olur.
Ebu Hanife ise “Filan çocukla konuşmayacağım.” diye yemin etmesi ve zamanla onun yaşlı bir adam olması, “Şu oğlağı yemeyeceğim.” diye yemin etmesi ve zamanla onun bir keçi haline gelmesi ve “Eve girmeyeceğim.” diye yemin etmesi ve zamanla da o yerin değişikliğe uğramasından dolayı yeminin bozulmuş olacağını ifade etmiştir. Ebu Yusuf ise “Bu buğdayı yemeyeceğim.” diye yemin etmesi, akabinde onun un haline dönüşmüş olmasından dolayı yeminin bozulmuş olacağını belirtir. İmam Şafii ise “Bu yaş hurmayı yemeyeceğim.” diye yemin etmesi akabinde hurmanın kuru hurmaya dönüşmesi, “Filan çocukla konuşmayacağım.” diye yemin etmesi ve zamanla onun yaşlı bir adam olmasından dolayı yeminin bozulmuş olacağını söylemiştir. “Şu oğlağı yemeyeceğim.” diye yemin etmesi ve zamanla onun bir keçi haline gelmesi örneğinde ise iki görüşü vardır.
Onlar diğer örneklerde ise yemini bozulur, demişlerdir. Çünkü üzerinde yeminin yapıldığı isim ve suret kaybolmuştur, öyleyse yemin bozulmuş sayılmaz. Tıpkı bu yumurtayı yemediğine dair yemin etmesi ve akabinde yumurtanın zamanla civcive dönüşmesine benzemektedir.
(Ancak) üzerinde yeminin yapıldığı şeyin, kabul edilen sureti gibi bizzat kendisinin de mevcut olduğu yönünde cevap verilmiştir. Yumurtanın zamanla civcive dönüşmesi örneğinden ise bunlar farklıdır; zira yumurtanın cüz ve parçaları kimyasal bir dönüşüm geçirmiş (halden hale geçmiş)tir. Haliyle başka bir şey olmuştur ve aynı da kalmamıştır.
Üçüncüsü: İzafenin değişmesi. Mesela “Bu Zeyd’in karısıyla, onun kölesiyle konuşmayacağım, şu evine girmeyeceğim.” diye yemin etmesi, akabinde karısının boşanması, kölesini ve evini satın alması durumunda onlarla konuşacak olur ve eve de girecek olursa, işte o zaman yemini bozulmuş olur. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii, Muhammed ve Züfer söylemiştir. Çünkü yeminde tayin ve izafe bir arada olursa, o vakit hüküm tayin için gerçekleşir. “Vallahi filanın eşiyle veya arkadaşıyla konuşmayacağım.” diye yemin etmesine benzer.
Ebu Hanife ve Ebu Yusuf ise şöyle demişlerdir: Bu durumda sadece karısı hakkında yemini bozmuş olur; zira bu eve sevgi beslenmediği gibi, ona düşman da olunmaz. Bu eve girilmeme gerekçesi sadece ev sahibinden kaynaklıdır, öyleyse buna dair mülkü yanında söz konusu yaptığı yemini buna taalluk eder. Genellikle kölenin durumu da böyledir.
Dördüncüsü: Evin yıkılması akabinde yeniden yapılması örneğinde olduğu gibi, ismini götürecek şeyle sıfatı değişmiş olur, sonra tekrar buna avdet edecek olursa, bu durumda yemini bozulmuş sayılır. Çünkü evin parçaları ve ismi mevcuttur, öyleyse sanki sıfatı değişmemiş gibi değerlendirilir.
Beşincisi: Etin pişirilmesi ve kölenin satılması gibi, ismini götürmeyecek şeyle sıfatı değişmiş olursa, bu durumda yemini bozulmuş olur. el-Muvaffak der ki: Bildiğimiz kadarıyla bunda bir ihtilaf yoktur.
Eğer: “Vallahi Hind’in kocası olan Sad ile konuşmayacağım.” der ve kocası boşanır ve Sad ile konuşacak olursa, yemini bozulmuş olur. Zira isim ve izafe ne zaman ki bir arada olurlarsa, bu durumda isim genelde mahallin bilinmesi hakkında tayin konumunda cereyan eder.
Bu sıfat ve izafe üzere söz konusu olan şeyler devam edecek olduğu veyahut değişmeyecek oldukları halde bunlardan birisi üzere niyetle yemin edecek olursa, o zaman yemini yaptığı niyete göre şekillenir.
Üzerinde yemin ettiği şey muayyen olmaz, lafzın zahirine ters olacak şekilde niyetle yemin etmez ve sebebi de bundan sarf olmayacak olursa, bu takdirde yemini ile üzerinde taalluk ettiği ismin kapsamıyla o yemini taalluk etmiş olur ve bunu aşmış da sayılmaz. Dolayısıyla kuru hurma yemeyeceğine dair yemin etse ve akabinde yaş hurma yemiş olsa, o vakit yemini bozmuş olmaz, alacalı hurma da yemiş olsa, buruşuk hurma da yemiş olsa durum aynıdır.
el-Muvaffak der ki: Bu noktada ihtilaf edenin olduğunu bilmiyoruz. Eğer üzüm yemeyeceğine dair yemin etse ve akabinde kuru üzüm yemiş olsa veya gençle konuşmayacağına dair yemin etse de zamanla yaşlandığında onunla konuşmuş olsa veya köleyi dövmeyeceğine dair yemin etse de azad olduktan sonra dövmüş olsa, bu durumda yemini bozmuş olmaz, bunda bir ihtilaf da yoktur. Çünkü yemin, muayyenlik olmaksızın sıfata taalluk eder.