"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Meyve ve benzeri şeyleri çalmak

İlim ehlinin çoğunluğuna göre hazneye (depoya) konulmadan önce bahçede bulunan meyvenin çalınmasından dolayı el kesilmez. Aynı şekilde hurma ağacından alınan hurma öbeği yani göbeğinin çalınmasından dolayı da el kesme gerekmez. Bunu, İmam Malik, Sevri, İmam Şafii ve rey ashabı söylemiştir. Nitekim Rafi b. Hadic’in rivayet ettiğine göre, kendisi Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’den: “Ağaçtaki meyve ve hurma göbeğinin çalınmasından el kesilmez.” buyurduğunu işitmiştir.

Amr b. Şuayb hadisinde ise şöyle geçmektedir: “İhtiyaç içinde olan birisi, yanında bir şey götürmeksizin sadece yerse ona bir şey gerekmez. Ondan bir şey götüren kimseye ise aldığının iki katı (bir katı) ödetilir ve ceza gerekir.” Bu da ayetin genelini tahsis etmiştir. Çünkü bahçe, meyveden başka bir şeyin haznesi sayılmaz, öyleyse sanki çevriliymiş gibi bu da diğerine ait haznesi olmaz. Ebu Sevr der ki: Meyve yahut bahçeden olup da haznesi olursa, o vakit (çalınması durumunda) el kesilir. Rafi hadisi, eğer sahih değilse İbn Munzir de böyle görüş belirtmiştir. Onlar, buna ayetin zahirini ve bunun diğer haznelere kıyas edilmesini gerekçe göstermişlerdir.

Ağacın dalındaki meyveyi çalan hırsızın eli kesilmez. Fakat kendisinden, çaldığı meyvenin bedelinin iki katı alınır. Bunu, İshak söylemiştir; zira geçen hadis buna ışık tutmaktadır. İmam Ahmed şöyle demiştir: Bunun ödeneceğine dair bir şey (delil) bilmiyorum. Fakihlerin çoğu ise: Kendi mislinden fazlasını ödemek vacip değildir, demişlerdir. İbn Abdilberr der ki: Meyveden çaldığının mislinden fazlasını ödemesinin vacip olacağına dair görüş belirten bir fakihin olduğunu bilmiyorum.

Hırsızın önce hangi eli kesilir: Hırsızın öncelikli olarak el mafsal ayrımı olan bilekten olmak üzere sağ elinin kesileceği noktasında ilim ehli arasında bir ihtilaf yoktur. İkinci kez hırsızlık yapacak olursa, o vakit sol ayağı kesilir. Bunu, Ata dışında cumhur söylemiştir. Ata’dan nakledildiğine göre kendisi (ikinci kez hırsızlığın olması durumunda) sol eli ifade etmiştir. Çünkü şanı Yüce Allah: “Hırsızlık eden erkek ve kadının… ellerini kesin.” (Maide Suresi 38) buyurmuştur. Çünkü hırsızlık yapılırken eller alet olarak kullanılmakta ve avuçla çalınmaktadır; dolayısıyla ceza olarak ellerin kesilmesi daha öncelikli sayılır. Bu, Rabia ve Davud (ez-Zahiri)’den de aktarılmıştır. Ancak bu görüş şazdır, fıkıh ve hadis ehlini oluşturan belde fakihlerinin cumhurunun görüşüne muhalif düşmektedir. Bir de yol kesen (eşkıya) haddinde zorunlu olarak iki aza kesilirken, bunlar iki el değil, bir el ile bir ayak (çaprazlama) kesilmektedir. Bunun yanında iki elin kesilmesi kişinin artık (normal) işlerini görememesine ve menfaatini yitirmesine yol açar. Bu sefer, hiçbir eli olmazsa, yemek yiyemez, abdest alamaz, temizliğini yapamaz ve kendisine de bakamaz. Bu da onun helak olmasına sebebiyet verir. Ama ayağın kesilmesi söz konusu olan bu menfaatleri yitirmesi anlamına gelmeyeceğinden, ayağın kesilmesi daha evla olur.

Ayet-i kerimeye gelirsek burada murad edilen kadın ve erkek hırsızdan her birisinin bir elinin kesilmesidir yoksa iki elin birden kesilmesi demek değildir. Bir el kesildikten sonra (yine hırsızlık gerçekleşmiş olursa) sol ayak kesilir, tıpkı yol kesen (eşkıya) haddinde olduğu gibi. Bunun yanında sol ayağın kesilmesi onu ziyadesiyle zorlamayacaktır, mesela bastonla yürümesi yine mümkün olacaktır. Eğer sağ ayağı kesilseydi o vakit (sağ eli de olmadığından dolayı) yürümesi de haliyle mümkün olmayacaktı. İlim ehlinin çoğuna göre erkeğin ayak mafsal ayrımı olan topuk/bilekten olmak üzere sol ayağı kesilir. Çünkü hırsızlık cezasına kesilecek ikinci organ bu azadır. Dolayısıyla ayak da -el de olduğu gibi- mafsaldan kesilir.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Hz. Ali (radıyallahu anh), ayağın yarısından, ayakkabı (ipinin) bağlandığı yerden olmak üzere keserdi ve bu durumda yürüyebilecek bir tarafını bırakırdı. Bu ise Ebu Sevr’in kavlidir. Azası kesilmeden önce birkaç kere hırsızlık yapmış olursa, hepsi için bir defa elin kesilmesi yeterli gelir ve diğer hadler de bu şekilde birisinin kapsamına dahil olur. Çünkü Yüce Allah’ın hadlerinden sayılmaktadır. Sebepler bir araya gelecek olursa, o vakit -zina haddi gibi- bir hadde dahil olur.

Eli ve ayağı kesildikten sonra tekrar hırsızlık yaparsa, o vakit başka bir azası kesilmez, hapsedilir. Bunu, Sevri ve rey ashabı söylemiştir. Çünkü Hz. Ali (radıyallahu anh)’tan rivayet edilen görüş bunu ifade eder. Nitekim iki elin kesilmesinde, aynı tür azanın kesilmesinden dolayı artık iş görememesi gündeme gelir; dolayısıyla had gerekmez. Sanki onu öldürmek gibi sayılır. Şayet iki elin kesilmesi caiz olsaydı o vakit sol el, ikinci hırsızlığında da kesilirdi; çünkü bu el de -tıpkı sağ el gibi- alma ve çalma aletine haiz bir özelliğe sahip olabilmektedir. Öyleyse bu el, normal hayatında baş gösterecek olan birtakım zararlardan dolayı kesilmez; çünkü kesilmesiyle kişinin helak olmasına sürüklenmiş olur. Kişi o zaman (hiçbir eli olmamakla), abdest alamaz, yıkanamaz, istinca edemez, necasetten korunamaz, onlardan dolayı temizliğini yapamaz, kendisine bakamaz, yiyemez ve bir şey de tutup kavrayamaz. İşte tüm bu zararlar, üçüncü kez çalmaktan dolayı elin kesilmesi durumunda meydana gelir. Dolayısıyla ikinci çalışında olduğu gibi bu ikinci elin kesilmesini men etmek de vacip olur.

İmam Ahmed’den nakledildiğine göre üçüncü kez çaldığı zaman sol eli, dördüncü kez çaldığı zaman da sağ ayak kesilir. Beşinci kez çaldığında ise tazir cezası verilir ve hapse atılır. Bu, İmam Malik, İmam Şafii ve Ebu Sevr’in görüşüdür. Zira bu minvalde Ebu Hureyre’den rivayete göre, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Hırsız şayet çalarsa elini kesiniz, sonra yine çalarsa ayağını kesiniz, sonra çalarsa elini kesiniz, sonra yine çalarsa ayağını kesiniz.”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/el-kesmenin-vucup-sartlari/,https://kutsalayet.de/kole-yahut-cariyenin-elinin-kesilmesi-konusu/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız