"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Zimmilere uygulanacak hüküm

Zimmi olanlar, bize (İslam devletine) muhakeme olmak isterlerse yahut onlardan kimisi kimisine bu hususta ön ayak olursa, o vakit hâkim, hüküm kendi aralarında olmak üzere aynı ortamda hazır tutmak ile onları kendi hallerine bırakmak arasında muhayyer kalır. İster onlar aynı dine mensup olsunlar veya farklı dinlere mensup olsunlar, fark etmez. Bu, İmam Ahmed tarafından ifade edilmiştir. Bu, İmam Şafii’nin de iki kavlinden birisini oluşturmaktadır. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir.” (Maide suresi: 42) Böylece iki durum arasında muhayyer bırakmıştır. Bu ayet-i kerimenin, Medine Yahudilerinden gelen iki zümrenin Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e verdikleri emanet eşyalar hakkında nazil olduğunda ihtilaf yoktur. Zira gelen o iki zümre kâfir olduklarından dolayı, ikisi arasında -iki tane anlaşmalı kâfirde olduğu gibi- Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hüküm vermesi vacip değildir, çünkü bunda o (sallallahu aleyhi ve sellem) muhayyer bırakılmış idi.

İmam Ahmed’den aktarılan diğer görüşe göre ise zimmilerin arasında hüküm vermek vaciptir. Bu ise İmam Şafii’nin ikinci kavlini oluşturmaktadır. el-Müzeni de bunu tercih eder. Zira Allah-u Teâlâ buyurur ki: “Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet.” (Maide Suresi 49) Çünkü iki taraftan birisinin haksız olması durumunda diğerinin müdafaa edilmesi gerekir, öyleyse -Müslümanlar arasında verilen hüküm gibi- onlar arasında da hüküm vermek gereklilik arz eder. Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa ileri sürdükleri bu ayet-i kerime (yani Maide Suresi: 49) onlardan muhakeme olmak isteyenler arasında hüküm vermeye hamledilmiştir. Zira Yüce Allah: “Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet.” (Maide Suresi 42) buyurmuştur. Bu şekilde her iki ayetin arası cem edilmiş olur ve cem edilmesi mümkün olduğu halde ayetin neshedildiğini ortaya koymak doğru olmaz.

Aralarında eğer hüküm vermek isteniyorsa, o vakit sadece İslam’ın hükmü verilir; çünkü her iki ayet-i kerime bunu ifade eder. Zina gibi, kendi dinlerinde de haram sayılıp aynı zamanda bir cezayı gerektiren haram fiili zimminin işlemesi halinde bu durum hakime refedildiğinde, o vakit ona had ikame etmek vacip olur. Ama içki içmede olduğu gibi helal olduğuna inandığı bir şeyden dolayı had cezası vurulmaz. Çünkü bunun haram olduğuna inanmıyor; dolayısıyla -küfürdeki gibi- bu sebeple ceza vermek gerekmez. Eğer içki içmeyi aşikâr ve alenen işlerse bu durumda tazir cezası alır; çünkü İslam diyarında bir münkeri alenen izhar etmiş sayılır.

Müslüman ile bir zimmi anlaşmazlık yaşayacak olurlarsa, o vakit aralarında hüküm vermek vacip olur ve bunda da bir ihtilaf yoktur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/haddin-ikamesinden-once-amelin-tekrar-edilmesi/,https://kutsalayet.de/kazf/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız