"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kısas Uygulanmayan Kimselerle İştirak

Baba ve başkası kasden öldürecek olurlarsa, o vakit babanın dışındakiler de (kısas olarak) öldürülür. Bunu, İmam Mâlik, İmam Şâfiî ve Ebû Sevr söylemiştir. Çünkü o, öldürdüğü kişi hakkında haddi aşarak kasden öldürme işine ortak olmuştur; o vakit tek başına öldürmüş de olsa üzerine kısas vacip olur, tıpkı yabancının ortak olması gibi değerlendirilir.

İmam Ahmed’den gelen diğer bir görüşe göre ise bu durumda ikisine de kısas yoktur. Bu da rey ashabının görüşünü oluşturmaktadır. Çünkü bu öldürme, gerekli olanla olmayan öldürmeden birleşmiş bir öldürme sayılmış olur; dolayısıyla da kısas vacip olmaz. Bu, tıpkı kasıtlı ve hata yapanın, çocuk ile buluğ çağına ermiş kişinin ve deli ile aklı başında olanın birlikte öldürmesi gibi değerlendirilir.

el-Muvaffak şöyle der: Babanın eyleminin kısası gerektirmeyen bir eylem olacağı ifadesini kabul edemeyiz; zira o da kısası celbetmiştir. Çünkü kasden ve haksızlıkla öldürme eylemine iştirak etmiştir. Kuşkusuz cinayet işlemesi en büyük günahlardan ve cürümlerdendir. Baba hakkında kısasın geçersiz oluşu, ancak o mahal ile özel bir anlama haizdir; yoksa onu gerektirecek bir sebepteki kusuruyla ilişkili değildir.

Hataen iştirak edene gelince, biz: “Kendisi bundan men edilir.” deriz. Kuşkusuz onun kısası gerektirecek bir sebepteki kusuru bulunduğundan dolayı, bu açıdan onu vacip olan kısastan men etmeyi kabul edebiliriz; çünkü hataen öldürenin bu eylemi kendisine kısası gerektirecek değildir.

Öldürme işine iştirak eden her iki kişiden birisi hakkındaki kısasın men edilmesi, sebebi noktasında bir kusuru gerektirmeyecek anlamda hıfz olmasından kaynaklanmaktadır. O bu hâliyle ortağının kısas vecibesi üzere bulunur, tıpkı baba ve ortağında olduğu gibi.

Mesela bir zimmî’yi kasden ve haksız şekilde öldürmek için bir Müslüman ve zimmî birlikte eylem birliğinde bulunmuşsa; yahut köleyi öldürmek için hür bir adamla bir köle birlikte yer almışsa bu da böyledir. O vakit Müslüman’dan kısasın men edilmesi onun Müslüman olmasından ve hürden kısasın men edilmesi de onun hür olmasından dolayıdır. Bunun yanında maktulün diğerleriyle eşit konumda bulunmamasıdır. Bu ne eylemin ne de ortağının geçişine imkân sağlamadığı bir manayı ortaya koymuş olur. Bu sebeple ondan kısas sakıt olmamaktadır.

Çocuk ve deli gibi, yaptıkları eylemleriyle kısası gerektirmeyen bir öldürme işine iştirak etmiş olmaları hâlinde, mezhebimize göre sahih olan görüş, bunda kısasın gerekli olmayacağıdır. Bunu, Evzâî, İshak, Ebû Hanife ve iki arkadaşı söylemiştir. Bu, İmam Şâfiî’nin iki görüşünden birini de oluşturur. Çünkü bu durumda o, günah gerektirmeyecek bir işe iştirak etmiş olacağından, kendisine kısas gerekli olmaz; tıpkı hataen öldürenin ortak oluşu gibi kabul edilir.

İmam Ahmed’den gelen diğer bir görüş ise: Kısas, buluğ çağına girmiş aklı başında kimseye uygulanır. Bu, İmam Malik’ten de nakledilmiştir. Bu, aynı zamanda İmam Şâfiî’nin ikinci görüşüdür. Çünkü kısas bir cezalandırmadır ve eylemi biçilmiş bir cezadır. O zaman kasden ve haksızlıkla işlenmesi hâlinde kısasın uygulanması da vacip olur. Ortağının eylemine bu noktada hiçbir surette bakılmaz; zira insan kendi ameliyle alınır, başkasının ameliyle değil. Buna göre ortağın eylem ve ameli münferit olarak değerlendirilir. O vakit kasden ve haksızlıkla eylemde bulunacak olur ve maktul de denk olursa, o zaman kendisine kısas vacip olur.

İmam Şâfiî ise bu kavli, çocuk ve delinin yaptıkları eylemi bizzat kasden yapmaları durumuna bina etmiştir. Zira o vakit öldürmeyi kasdetmiş sayılırlar. İkisinden kısasın sakıt olması ise ancak ikisi hakkında söz konusu olan bir manaya matuftur ki, bu da onların mükellef olmamalarıdır. Dolayısıyla bu durum —babalıkta olduğu gibi— onlara ortak olan bir kimsenin kısasının sakıt olmasını gerektirmiş olmaz.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/bir-kimseye-karsilik-bir-toplulugun-oldurulmesi/,https://kutsalayet.de/hataen-ve-kasden-oldurenin-ortakligi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız