el-Muvaffak der ki: Arkadaşlarımız şöyle demişlerdir: Erkeğin karısına vereceği nafakada muteber olan, karı ve kocanın hep birlikteki hâli vaziyetlerine göre olanıdır. Buna göre ikisinin durumu iyi olursa, erkeğin karısına hâli vaziyeti iyi olanların ayarında nafaka verir. Hâli vaziyetleri iyi değilse, o zaman karısına durumu iyi olmayanların ayarında nafaka verir. Durumları orta halli ise o vakit karısına orta halli olanların ayarında nafaka verir. Eğer ikisinden birisi varlıklı, diğeri de fakir olursa, bu takdirde ikisinden hangisi varlıklı ise orta halli olanların ayarında nafaka verir.
Ebu Hanife ve İmam Malik der ki: Kadının halinde itibar edilen, kendisine yeterli gelecek miktarda verilmesidir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Onların marufa uygun olarak beslenmesi ve giyimi baba tarafına aittir.” (Bakara Suresi: 233) Ayette geçen “maruf”tan kasıt, yeterli gelecek miktardır. Nitekim Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), Hind’e: “Onun malından iyilikle sana ve oğullarına yetecek kadar al.” buyurmuştur. Dolayısıyla kocasının hâli vaziyetine bakmaksızın karısının yeterli miktara ulaşmasına itibar edilmiş olmaktadır. Bir de evlilikten sebep bu, kocası üzerinde kadının bir vacip hakkıdır, kocası takdir etmiş de değildir; öyleyse kadının mehri ve giyimi gibi itibar görür.
İmam Şafii ise şöyle demiştir: İtibar edilecek olan sadece kocanın hâli vaziyetidir. Zira Yüce Allah şöyle buyurur: “İmkânı geniş olan, nafakayı imkânlarına göre versin; rızkı daralmış bulunan da Allah’ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah, hiç kimseyi verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü kılmaz.” (Talak Suresi)
el-Muvaffak şöyle der: Lehimize zikrettiğimiz ifadeler üzere, her iki delilin arasını cem ederiz ve her ikisiyle de amelde bulunmuş oluruz; zira evla olanı da budur.