Kadın bir erkekten hamile kalır, kadının sütü memede birikir ve onunla çocuğu emzirecek olursa, bu çocuk sütünü içtiği kadının süt oğlu olur, bunda bir ihtilaf yoktur. Aynı zamanda kadın, kimden hamile kalmışsa çocuğun nesebi de ona bağlı olur. Haramlık ve halvetin mübah oluşu noktasında ikisine ait çocuk sayılmış olur. Erkek ve kız çocukları ise -ne kadar aşağıya da inse- ikisinin çocuklarının çocukları sayılmış olurlar. Süt veren annenin tüm akrabaları ile hamile bırakan erkeğin akrabaları, nesep açısından ikisinin çocuğuna nispet edildikleri gibi, süt emen çocuğa da nispet edilirler. Çünkü kadının memesinde biriktirdiği bu sütü, adamın suyu (menisi) sebebiyle var olmuştur; dolayısıyla söz konusu haramlık her ikisine de sirayet eder.
Süt emen çocuğun haramlık durumu kendisine sirayet eder ve -ne kadar aşağıya da inse- evlatlarına da sirayet eder. Erkek ve kız kardeşlerinden kendi derecesinde olanlara ise sirayet etmez. Babası, annesi, amcaları, halaları, dayı ve teyzeleri, dede ve nineleri gibi üzerindekine de haramlık sirayet etmez. Dolayısıyla süt annenin, süt emen çocuğun babasıyla evlenmesi haram olmaz, kardeşiyle, amcasıyla ve dayısıyla evlenmesi de haram olmaz. Kadının kocasının süt emen çocuğun annesiyle evlenmesi de haram olmaz, kız kardeşiyle, halası ve teyzesiyle evlenmesi de haram olmaz. Süt annenin çocuklarının ve kadının eşinin çocuklarının süt emen çocuğun kardeşleriyle ve kız kardeşleriyle evlenmesinde bir sakınca yoktur.