"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Köle azad etmek suretiyle kefaret ödemek

Zıhar yapan erkeğin köle azad etmeye gücünün yetmesi durumunda, bu azadının dışında başka bir şeyi yerine getirmesi kefareti için yeterli olmaz, bunda bir ihtilaf da yoktur. Öyleyse ihtiyaç duymadığı bir köleyi bulacak olur yahut ihtiyacından fazla olarak onun semenini elde etmiş olur veya bunu onda bulacak olursa, o zaman kefaretin gerekleşmesi için onu azad etmesi gerekmektedir. Çünkü değiştiren bir şeyin varlığı eğer bedel olan bir şeyin intikaline engel olursa, o zaman onun semenini almaya muktedir olmak da onun intikal etmesine engel teşkil eder, tıpkı su gibi. Zira suyun semeni de teyemmüm almaya intikal etmeye engel teşkil eder.

Zıhar ve diğer kefaretlerde azad edilecek olan kölenin mümin bir köle olması gerekmektedir. Bu, mezhebimizin zahir görüşünü oluşturur. Bu, İmam Malik, İmam Şafii ve İshak’ın da görüşüdür. Nitekim Muaviye b. el-Hakem’in rivayetine göre, kendisi: “Benim bir cariyem vardı…” demişti de, rivayetin devamında Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Onu azad et; çünkü o mümin bir cariyedir.” buyurmuştur. Kendisine ait olan kölesinin azad edilmesinin cevazını belirtirken, aranan şart olarak onun mümin olan bir köle olmasını ifade etmiştir. Bu da gösteriyor ki azad edip hürriyetine kavuşturacağı kölenin iman etmiş olmasıyla kefaret yerine gelmiş olur. Zira bu, köle azad etmek suretiyle icra edilen bir kefaret olacağından, bu ise ancak mümin bir köle ile caiz ve mümkün olur, tıpkı adam öldürmeden dolayı kefaret vermek gibi.

Mutlak olan bir hüküm, -eğer mana mevcut olursa- kıyas yönünden mukayyete hamledilir, hatta mukayyet bir hüküm olması zorunlu da olur. İcma ettiğimiz üzere, açıkça bir amele zarar verecek durumda olmayan, ayıp ve kusurlardan da salim olan bir kölenin azad edilmesi kefaret için yeterli gelir. O halde küfürden salim olması (yani Müslüman olması) daha öncelikli olarak ele alınır.

İmam Ahmed’den gelen ikinci görüşe göre ise adam öldürme kefareti dışındaki zıhar ve diğer kefaretlerde zimmi bir kölenin azad edilmesi de bu noktada yeterli gelir. Bu ise Sevri, Ebu Sevr ve rey ashabının görüşüdür. Çünkü Yüce Allah, bu kefaret hakkında azad edilecek olan köleyi mutlak bir ifadeyle bildirmiş olduğundan, buna göre vacip olan sadece bu mutlak ifadeyi içermiş olan (herhangi) bir kölenin azad edilmesi ve hürriyetine kavuşturulmasıdır.

Açıkça bir amele zarar verecek durumda olmayan, ayıp ve kusurlardan da salim olan bir kölenin azad edilmesi kefaret için yeterlilik arz eder. Çünkü kölenin temlik edilmesindeki maksat, kendi menfaatini ve kendi tasarrufunu imkanlı hale getirmesidir. Bu ise aşikar bir şekilde amele zarar vermesinin yanında meydana gelmez. Nitekim bu bağlamda körün, kötürümün, elleri ve ayakları olmayan bir kimsenin azad edilmesi yeterli olmaz. Felç olanın durumu elleri ve ayakları olmayan kimsenin durumu gibi değerlendirilir, kefaret için yeterli değildir. Deliliği sürekli olanının durumu da böyledir, kefaret için yeterli değildir. Tüm bu açıklamalar İmam Malik, İmam Şafii, Ebu Sevr ve rey ashabına aittir.

Ellerin veya ayakların kesik yahut sakat/çolak olması durumunda kölenin azad edilmesi şekliyle kefaret yeterli gelmez. Aynı şekilde elin baş, işaret veya orta parmaklarının kesik olması da böyledir. Çünkü elin elde edeceği faydalar, bunların yitirilmesi sebebiyle gitmiş olacaktır. Tek eldeki yüzük ve küçük parmağın kesilmiş olması da kefaret için yeterli değildir. Zira elin elde edeceği faydaların daha fazlası bu şekilde zeval bulmuş olacaktır. Ama bir elin yüzük ve diğer elin de küçük parmağı kesilmiş olursa, o vakit kefaret caiz olur. Zira iki elin avuç ve ayası mevcut demektir. Baş parmağın bir boğumunun kesilmiş olması parmağın hepsinin kesik olması demektir. Zira bu boğumun faydası, bu şekilde gitmiş olacaktır; çünkü eli iki boğum şeklinde iş görmektedir. Baş parmağın dışındaki parmaktan (boğum) gitmiş olursa, o zaman engel teşkil etmez; zira bunun faydası gitmiş olmaz. Çünkü o vakit kısa olan parmaklar gibi değerlendirilir. Parmaklardan birisinde iki tane boğum kopmuş olursa, o zaman parmağın hepsi kopmuş sayılır; çünkü o zaman parmağın faydası gitmiş olacaktır. Bu açıklamaların hepsi, Şafii mezhebine aittir.

Ebu Hanife ise şöyle demiştir: İki el yahut ayaktan birisinin kesik olmasıyla kefaret yeterli gelir. El ve ayağı çaprazlama kesilmiş olsa dahi yine yeterli gelir. Çünkü söz konusu uzvun faydası mevcuttur; dolayısıyla da tek gözü bulunan bir adamın durumunda olduğu gibi kefaret de yeterlilik arz eder. Ama el ve ayak (çaprazlama değil de) aynı taraftan kesilmiş olurlarsa, o vakit fayda ve menfaat gitmiş olacağından, kefaret de yeterli gelmez.

el-Muvaffak der ki: Bize göre bu durum, amel ve fiili etkilemesinin yanında açıkça bir zararı da beraberinde getirir. O nedenle de kefaretin yeterli gelmesini engellemiş olur, tıpkı el ve ayağın aynı taraftan kesilmiş olmasına benzemektedir. Tek gözü bulunan adama kıyas edilmesiyle de bu farklılık arz eder; zira tek gözünün bulunması onu açıkça bir zarara uğratmaz. Nitekim zarar noktasındaki itibar, uzvun faydasının itibarından daha önceliklidir. Mesela koku olma duyusu gitse veya kulakları beraber gitmiş olsa, uzvun faydasının gitmesi yanında yine kefaret için yeterli gelirler.

Çok büyük ve köklü olmadığı sürece onun (kölenin) topal olması da kefaret noktasında yeterli olmaz. Çünkü topallığı fazla olursa bu onun amel ve işine zarar verir, sanki kolu yokmuş gibi değerlendirilir. Tüm ilim adamlarına göre tek gözü olmayan hakkındaki kefaret geçerli ve yeterlidir. İki kulağı kesik olanın kefareti de geçerlidir. Bunu, Ebu Hanife ve İmam Şafii söylemiştir. İmam Malik ve Züfer ise: Yeterli olmaz, demişlerdir.

İşaretleri anlaması durumunda sağır olanın ve yine işaretleri bilmesi halinde dilsiz olanın kefareti yeterlidir. Bu, Şafii mezhebi ile Ebu Sevr’in görüşüdür. Rey ashabı ise bunun yeterli olmayacağını söylemiştir. Bu, İmam Ahmed’den de ifade edilmiştir. Zira dilsiz olmak büyük bir eksikliktir ve birçok hükme engel teşkil etmektedir. Hasta olana gelince, eğer iyileşme ümidi olan bir hastalık olursa, o vakit hakkında kefaret yeterli olur. İyileşme ümidi yoksa, kefaret yeterli olmaz.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/birden-fazla-kadinda-zihar-yapmak/,https://kutsalayet.de/oruc-tutmak-suretiyle-kefaret-odemek/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız