Zıhar, “sırt” anlamına gelen “zahr” kelimesinden türetilmiştir. Özellikle organlar arasında sırtın bu isimle has kılınmış olmasının nedeni, üzerine binilen her şeyin “zahr (sırt)” diye isimlendirilmesidir; çünkü genelde binme eylemi sırt üzerinde gerçekleşir. Bu anlamda, erkeğin karısını sırtına benzetmesiyle de zıhar yapılmış olur.
Zıhar haramdır ve aslı, kitap ve sünnete dayanmaktadır. Yüce Allah şöyle buyurur: “İçinizden zıhar yapanların kadınları, onların anaları değildir.” (Mücadele Suresi 2)
Huveyle binti Malik b. Salebe’den nakledildiğine göre, o şöyle demiştir: “Kocam Evs b. es-Samit bana zıhar uygulamıştı. Ben de Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip, ona yakındım. Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) bana: ‘Allah’tan kork, o senin amcanın oğludur.’ diyerek onun hakkında benimle tartışıyordu. Bu tartışmaya devam ettim, nihayet benim hakkımda Kur’an’da geçen: ‘Allah kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikayette bulunan kadının sözünü işitti…’ (Mücadele Suresi 1) ayeti nazil oldu. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): ‘O halde kocan bir köle azad eder.’ buyurdu.”
Huveyle de: “O, (köle azad edecek gücü kendisinde) bulamaz,” dedi. Hz. Peygamber: “Öyleyse peş peşe iki ay oruç tutar,” buyurdu. Huveyle: “Ey Allah’ın Resulü! O, yaşlı bir kimsedir. Onda oruç tutacak bir güç yoktur,” dedi. Hz. Peygamber: “Öyleyse altmış yoksulu doyursun,” buyurdu. Huveyle: “Onun yanında (zıhar kefaretine yetecek kadar) dağıtabileceği bir mal da yoktur,” dedi.
Daha sonra Huveyle şunları aktardı: “Hemen o anda Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in emriyle bir arak hurma getirildi. Ben de: ‘Bir arakla ona ben de yardım edebilirim,’ dedim. ‘Aferin sana, git o iki arak hurmayı onun adına altmış yoksula yedir ve amcanın oğluna geri dön,’ buyurdu.”