İla’ya dair lafızlar üç kısımdır:
Sarih/Açık Lafızlar: Hem hükümde hem de niyetinde açıkça ifade edilen lafızlardır. Bunlar da şu üç lafzı oluşturur: “Vallahi, seninle cima etmeyeceğim, tenasül uzvum senin fercine dokunmayacak, bekaretini bozmayacağım.” şeklinde açık olan ve bir kapalılığa mahal vermeyip, (dini açıdan) borç konumunda değerlendirilmeyen lafızlardır. Çünkü bunlar, ila’dan başkasına muhtemel lafızlar sayılmaz.
Hükümde Sarih, Dini Açıdan Borç Olan Lafızlar: Bu lafızlar on tanedir: “Seni vat etmemek, cima etmemek, sana dokunmamak, seninle mübaşerette bulunmamak, seni ellememek, sana yakın olmamak, sana gelmemek, seninle organlarımı birleştirmemek, sana kocalık etmemek, senden dolayı gusül almamak.” Bu lafızlar hüküm (yani mahkemece) sarih sayılan lafızlardır; çünkü örfte cinsel münasebet anlamında kullanılmaktadırlar. Hatta Kur’an-ı Kerim’de bunlardan bazıları hakkında ayetler de vardır. Nitekim “cima” ve “vat” ifadeleri kullanılan bu lafızların en meşhur olanlardır.
Bu durumda eğer erkek: “Vat etmekten kasdım ayağımla vat etmektir, cima ile kasdım bedenleri cima etmek ve ilişki kurmaktan kasdım da elle ilişki kurmaktır.” derse, bu diyaneten bir hakkı ve sorumluluğu ortaya koymasının yanında, hüküm açısından da makbul bir iddia olmaz. Çünkü bu iddiası, hem örfe hem de zahire terstir.
“Vat” ve “cima” ifadeleri dışındaki lafızlar hakkında İmam Şafii farklı görüşler ortaya koymuştur. Bir yerde o, bunları nikah hakkında açık lafızlar sayarken; başka bir yerde ise “seninle organlarımı birleştirmemek” lafzının açık lafız sayılmayacağını belirtmiştir. Zira bu, iki organın birleştirilmesi anlamına muhtemeldir, halbuki organ bedene ait, beden de organa aittir, demiştir.
Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa bu, örf açısından “vat” lafzı şeklinde kullanıla gelmiştir. Nitekim Kur’an ve sünnete de bu ifade gelmiş ve neticede sarih anlamda kullanılmıştır, tıpkı “vat” ve “cima” lafızları gibi. Bu lafzın cima dışında hakiki olarak kullanıla gelmesi ise “vat” ve “cima” lafızları sebebiyle geçersiz sayılır. Aynı şekilde talak lafızlarından sayılan “Senden ayrıldın, seni saldım.” gibi lafızlar da böyledir. Çünkü ilim adamları, bu lafızlar hakkında, bunların talak noktasında sarih, başkası hakkında da aynı şekilde hakiki lafızlar olduğunu öne sürmüşlerdir.
“Seninle organlarımı birleştirmemek” lafzına gelince, burada kelime “bud'” (organ, aza) kelimesinden türetilmiş ve cima dışında bir manada kullanılmamıştır. Öyleyse bu lafız, diğer lafızlardan daha öncelikli olarak sarih bir lafızdır demektir, nitekim başkası hakkında da kullanıla gelmiştir. Bunu, Ebu Hanife söylemiştir.
Ancak Niyet Etmesi Durumunda İla Sayılan Lafızlar: Bunlar ise söz konusu geçen lafızların dışında kalan, cinsel temasa muhtemel sayılan lafızlardır. Mesela adamın: “Vallahi, cildim cildine değmesin, yatağına yaklaşmaz olayım, seninle aynı çatı altında olmayayım, senin yanında uyumaz olayım.” gibi lafızlardır. Bunlarla eğer cinsel teması kasdetmiş olur ve bunu itiraf ederse, ila yapmış olur, aksi takdirde olmaz. Zira bu tür lafızlar, cima noktasında – öncesinde ortaya çıktıkları gibi – sarih lafızlar sayılmazlar. Bunun yanında bu lafızların kullanıldığına dair bir nass da gelmiş değildir. Sadece cima niyetine ve yanında da süresine ihtiyaç duyulmasına dair taksimatın söz konusu olduğu: “Sana ağır konuşacağım.” sözü bundan müstesnadır. O vakit dört ayın üzerinde cima’yı terk etmeye dair niyet etmesine değin ila yapmış olmaz. Çünkü kadına karşı ağır konuşması, cima’yı terk etmesinin daha düşüğü konularda olur, ama diğer bu tür lafızlarda ise sadece cima etme niyetiyle ila yapılmış sayılır.
Eğer erkek: “Vallahi, seninle cima etmeyişim çok uzun sürecek.” der veya buna benzer ifadeler kullanacak olursa, bunlar cima’nın terki noktasında sarih lafızlardır. Bu durumda cima niyetine değil, sürenin niyetine itibar edilir.