"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Üç Talak Konusu

Üç talakın bir arada söylenmesi konusunda İmam Ahmed’den farklı görüşler gelmiştir. Ondan nakledildiğine göre, bunu yapmak haram değildir. Bu görüşü, el-Harakî tercih etmiştir. Bu, aynı zamanda Şafiî, Ebu Sevr ve Davud’un mezhebidir. Zira Uveymir el-Aclani’nin aktardığına göre; “Kendisi hanımıyla karşılıklı lanet okuduktan sonra: ‘Ey Allah’ın Resulü! Artık bu kadınla evliliğe devam edersem bu ona karşı iftira ettiğim anlamına gelir’ dedi ve daha Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona emretmeden önce karısını üç talak ile boşadı.” Buharî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir. Allah Resulü’nün onun bu uygulamasına karşı çıktığı nakledilmemiştir.

Hz. Aişe’den rivayete göre; “Rifa’a el-Kurazl’nin karısı Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e geldi ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Rifa’a beni boşadı ve boşamayı da kesin (üç talakla) yapmıştı.’ dedi.” Buharî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir. Zira bu talakla ayrılması caiz olduğu gibi (üç talakın) cem edilmesi de caiz olur.

(İmam Ahmed’den gelen) ikinci görüşe göre ise söz konusu olan bu üç talak, bid’at talakıdır ve haramdır. Bunu ise Ebu Bekir ve Ebu Hafs tercih etmiştir. Bu görüş, Hz. Ömer, Hz. Ali, İbn Mesud, İbn Abbas ve İbn Ömer’den de rivayet edilmiştir. Bu, İmam Malik ve Ebu Hanife’nin de kavlini oluşturur. Bunun gerekçesi Yüce Allah’ın şu buyruklandır: “Kadınlarınızı boşadığınız zaman, onları iddete başlayabilecekleri bir zamanda boşayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah’tan korkun. Apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.” (Talak Suresi 1) Ardından şöyle buyurmuştur: “Kim, Allah’tan korkarsa Allah, ona bir çıkış yolu ihsan eder…” (Talak Suresi 2) Ve şöyle buyurmuştur: “Kim, Allah’tan korkarsa Allah, ona işinde bir kolaylık verir.” (Talak Suresi: 4)

Üç talakla birden boşayan kimse lehine artık bir durum ortaya çıkmaz ve Yüce Allah ona bir çıkış yolu nasip etmediği gibi, işinde ona kolaylık da vermez. Nitekim Nesfü’nün, Mahmud b. Lebld’den yaptığı nakile göre, kendisi şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e bir adamın hanımını üç talakla birden boşadığını haber verdiler. Öfke ile kalkıp: ‘Daha ben aranızda iken Allah’ın kitabıyla mı oynanıyor?’ buyurdu. Derken birisi kalkıp: ‘Ey Allah’ın elçisi! Onu öldürmeyeyim mi?’ dedi.” Zira bunda yok yere, kocanın kavliyle menfaatten sebep haramlık söz konusudur; dolayısıyla -zıhar gibi- haram sayılır hatta daha öncelikli olarak haram sayılır. Çünkü kefaret ödemekle zıhar’ın haramlığı kalkar ancak buradaki konuda hiçbir durumda kalkması söz konusu değildir. Bu, bir de başlı başına bir zarardır, erkeğe ve sebepsiz yere karısına zarar vermektedir. O vakit gelen yasağın genel kapsamına dahil olur. Belki de söz konusu haramlığı gidermeyecek bir şekilde, karısına haram yolla veyahut hile yaparak dönmesine sebebiyet verecektir. O zaman da dünya ve ahiret pişmanlığı ve hüsranlığı baş gösterecektir. Öyleyse bu durum, beklemiş olduğu sayılı iddet günlerinde erkeğe verdiği zararın yanında hayız döneminde karısını boşamasından veyahut hamileliği aşikar olması sebebiyle pişmanlık duyması muhtemel zararın yanında cinsel teması icra ettiği temizlik dönemi içerisinde eşini boşamasından daha evla sayılmaktadır. Şüphesiz üç talakla birden boşayan kimsenin zararı ise tüm bu zararlardan da daha ziyade zararlıdır. O zaman haramlık söz konusudur.

Sonra burada ise haramlığa dikkatler çekilmiş durumdadır.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Çünkü bu noktada isimlerini zikrettiğimiz sahabenin görüşleri yer almaktadır. Onların döneminde yaşayıp da bu görüşlerine muhalefet edenlere ait bir görüş sahih olarak gelmiş de değildir. Böylece bir icma halini almış olur. Lanetleşmede bulunan kan-kocayla ilgili hadise gelince, bu da bir zorunluluk sayılmaz çünkü ayrılık illa ki talakla gerçekleşecek değildir (zira kimi zaman fesih ile de olur), o sebeple bu konuda bir delil olmaz. Sonra lanetleşme (lian), ebedi olarak haram oluşu gerektirir, o vakit sonrasında gerçekleşecek olan talak, süt emme yahut başka engel nedeniyle nikahın feshedilmesinden sonra söz konusu olan talak gibi kabul edilir.

Diğer hadislere gelince, bunlarda Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in huzurunda, üç talakla birden boşayan kimseyi ikrar ettiğine dair bir ifade vaki değildir. Aynı şekilde boşayan erkeğin durumu haber verildiğinde de kendisi Onun (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında yoktu ki, ona karşı çıksın… Zira Fatıma hadisinde: “Onda kalan talaklarından son talakı göndermiştir…” ifadesi ile Rifa’a’nın eşi hadisinde geçen: “Onu üç talaktan kalan son talakla boşadı.” ifadesi gelmiştir. Bunlarda kuşkusuz üç talakı cem ettiğine (yani birden boşadığına) dair bir anlam yoktur.

Bir kelimeyle olmak üzere “üç talakla birden” boşayacak olsa dahi, bu talakı geçerlidir. Karısı da başkasıyla evlenmedikçe tekrar kendisine helal olmaz, zifaftan önce yahut sonra olması arasında bir fark yoktur. Bu, ilim adamlarının çoğunluğunun görüşüdür.

Tavus’un, İbn Abbas’tan yaptığı rivayete göre, o şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile Ebu Bekir zamanlarında ve Ömer’in hilafetinin ilk iki yılında üç talak bir talak idi. Hz. Ömer ise (söz konusu suistimal sebebiyle) bunu üç talak olarak muteber saydı.” Çünkü evlilik, peyderpey izalesi sahih olan bir mülk olduğuna göre -diğer mülkler gibi- topluca izalesi de sahihtir. İbn Abbas hadisine gelirsek, bunun tam tersine ondan sahih bir rivayet de gelmiştir ve yine bunun tersine fetva verdiği de vardır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/bidi-talakin-olusmasi/,https://kutsalayet.de/sunni-yahut-bidi-olarak-bosamak/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız