Hul’ lafızları, sarih (açık) ve kinaye olmak üzere ikiye ayrılır. Sarih olan lafızlara gelince, bunlar: “Seninle hul’ yaptım, karşılıklı fidyeleştim ve nikahını feshettim.” gibi üç lafızla gerçekleşir. Buna göre kişi bu üç lafızdan birisini söyleyecek olursa, niyet etmese dahi hul’ meydana gelmiş olur. Ama bunların dışındaki lafızlar, mesela: “Senden beri olsun, senden ve kızından beri olayım.” gibi lafızlar ise kinaye lafızlarıdır. Şüphesiz hul’, ayrılık türünden birisini oluşturur ve -talak gibi- sarih ile kinaye şeklinde lafızlara haizdir. Bu, İmam Şafiî’nin kavlidir, ancak onun, fesih lafızlarında iki görüşü yer almaktadır.
Kadın hul’ yapmayı talep eder, ivazı (parayı) verir ve kocası da hul’ lafızlarından sarih yahut kinaye şekliyle olsun kadına icabette bulunursa, niyet etmiş olmasa dahi bu hul’ geçerlidir. Zira halin delaleti bunu ortaya koymuş olur. Çünkü hul’ yapmaya dair talep verilmiş, para ödenmiş ve erkeğe takdim edilmiştir; dolayısıyla artık bunda erkeğin niyetine gerek kalmamıştır. Durum böyle olmaz da erkek sarih hul’ lafzını söylerse yine hul’ meydana gelmiş olur. Ancak bu durumda taraflardan birisi kinaye lafzıyla bunu söylemiş olursa -niyet etmedikçe- hul’ meydana gelmiş olmaz. Tıpkı sarih olmasının yanında talaka ait kinaye lafızlarında olduğu gibi kabul edilir.