Hul’ hakkında İmam Ahmed’den farklı görüşler gelmiştir. Ondan gelen görüşlerden birisine göre hul’ bir fesih sebebidir. Bu, İshak, Ebu Sevr ve iki görüşünden birisine göre İmam Şafiî’ye ait görüştür. İbn Abbas buna, Yüce Allah’ın: “Boşama (talak) iki defadır.” (Bakara Suresi 229) buyruğunu gerekçe göstermiştir. Ayetin devamında Allah (c.c.) şöyle buyurur: “Kadının (erkeğe) fidye vermesinde her iki taraf için de sakınca yoktur.” (Bakara Suresi 229) Sonrasında ise şöyle buyurdu: “Eğer erkek kadını (üçüncü defa) boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helal olmaz.” (Bakara Suresi 230) Böylece iki tane boşamayı zikretmiştir. Hul’ ve sonrasındaki boşaması… Eğer hul’ bir boşama (talak) sayılsaydı, o vakit dört defa olurdu. Bunun yanında hul’ konusu, talak lafzının ve kocanın niyetinin bulunmadığı bir ayrılış olarak kabul edilir ki, o vakit bu -diğer fesihlerde olduğu gibi- sadece bir fesih sayılır.
İkinci görüşe göre hul’, bilinen bir talaktır. Bu görüşü, İbn el-Müseyyeb, el-Hasen, Ata, İmam Malik, Evzâî, Sevri ve rey ashabı söylemiştir. Bunun gerekçesi ise şöyledir: Kadın ayrılmak için bir tür ivaz vermiş olduğundan, koca da hak sahibi olduğu bu ayrılıkla feshi değil, bizzat talağı gerçekleştirmiş olduğu için, bunun talak sayılması gereklilik arz etmiş olur. Koca, boşamayı kasdetmiş olarak, talağı kinaye şeklinde icra etmiş olacağından, o vakit bu, hul’ dışında bir talak sayılmış olur. Bu anlaşmazlık, erkeğin, niyet etmeyip boşanma lafzını da kullanması durumunda da söz konusu olur.