Veli olan babanın, (evlendirdiği) kızının mehrinden bir bölümünü kendisine şart koşması caizdir. Bunu, İshak söylemiştir. Çünkü Hz. Şuayb (a.s.) kıssasında Yüce Allah şöyle buyurur: “(Şuayb) dedi ki: Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum.” (Kasas Suresi: 27) Kendi davarlarının güdülmesine karşılık mehri şart koşmuştur. Bu ise bizzat kendisi için onu şart koşması anlamına gelir. Zira babanın kendi çocuğunun malından alma hakkı olduğu için, mehirden kendisine verilmesini şart koşacak olursa, kendi kızının malından almış sayılacağı için, babanın ondan almaya hakkı vardır.
Ata, Tavus, İkrime, Ömer b. Abdulaziz, Sevri ve Ebu Ubeyd ise: Mehrin tümü sadece kadına aittir, demişlerdir. İmam Şafii ise şöyle der: Babası bunu yapacak olursa, kadına mehr-i misil düşer, tesmiye ise fasit olur. Çünkü bu, fasit bir şarttan dolayı kadının mehrinin eksiltilmesi anlamına gelmektedir.
Onların “bunun fasit bir şart olmuş olacağı” şeklinde ileri sürdükleri görüşlerinin, doğru olmayacağı yönünde cevap verilmiştir.
Mehrin bin (dirhemi) kadına, bin (dirhemi) de babasına verilmek üzere kadınla evlenir de zifafa girmeden önce onu kocası boşayacak olursa, bu durumda kocası teslim edeceği bin (dirhemle) rücu eder ve baba da kendisine verilecek mehirden bir şeyi alamaz. Bu, kadının iki bin (dirhemi) teslim alması durumunda geçerlidir. Eğer ikisinin mehri teslim almasından sonra koca kadını boşayacak olursa, koca’dan bin (dirhem) sakıt olur ve kadına da bin (dirhem) kalır.
Velisi olan babası olmaz da -dede ve kardeş gibi- diğer veliler için mehir şart koşulacak olursa, o vakit bu şart batıl olur. Bunu, İmam Ahmed ve kadın için müsemma olan mehrini kabul edenlerin hepsi ifade etmiştir. Bu, aynı zamanda konunun başında isimleri geçenlerin görüşünü de oluşturmaktadır. İmam Şafii ise: O vakit mehr-i misil gerekir, demiştir.