Köle dahi olsa Müslüman bir erkeğin kitabi olan bir cariye ile evlenmesi doğru değildir. Bu, İmam Malik, İmam Şafii, Sevri, Leys ve İshak’ın kavlidir. Nitekim Allah’u Teala şöyle buyurur: “Ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız sayılan cariyelerinizden alsın …” (Nisa Suresi 25). Burada kendileriyle evlenmenin mübahlık şartı, iman etmiş olmaktır. Ebu Hanife ise: Müslümanın o cariye ile evlenmesi caizdir. Zira kendisini onu emri altında temellük ederek tutabildiğinden dolayı -tıpkı Müslüman cariye de olduğu gibi- onunla evlenmesi de helal olur, demiştir.
Bunun farklı olacağı yönünde cevap verilmiştir. Müslüman cariyenin evlenmesi, çocuğunu bir kafirin köle edinmesine sürüklemez. Zira bir kafir Müslüman bir cariyeyi köle olarak emri altında temellük edemez, bu noktada ikrar edemez. Kafir bir cariye ise kafir bir erkeğin emri altında mülkü olabildiği gibi, ona dair mülkünü ikrar da eder, cariyenin çocuğu o efendisine ait bir mülkü olur.
Hür Bir Müslüman Erkeğin, Müslüman Bir Cariye İle Evlenmesi İki Şartla Helaldir:
Onlarla evlenmeye gücün yetmemesi durumu ve
Günaha düşmekten korkulması.
el-Muvaffak der ki: Bu görüş, fakihlerin genelinin görüşüdür ve onlara bu hususta muhalefet edenin olduğunu bilmiyoruz. Bunun aslı Yüce Allah’ın şu buyruğudur: “Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir.” (Nisa Suresi 25). Bunun yanında sabretmek daha hayırlı ve daha faziletli bir iştir; çünkü (devamında) şöyle buyurur: “Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır.” (Nisa Suresi 25).
Bu şartlar olmazsa yahut birisi dahi bulunmazsa, hür bir erkekle onun evlenmesi helal olmaz. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii ve İshak söylemiştir. Zira Yüce Allah’ın: “İçinizden, imanlı hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız (sayılan) cariyelerinizden alsın …” (Nisa Suresi 25) buyruğu bunu ifade etmektedir. Çünkü cariyenin evliliğin noktasında, ihtiyaç duymadığı halde cariyenin çocuğunu köle yapmak vardır, sanki onun emri altında hür bir cariyeymiş gibidir.
Mücahid der ki: Allah’u Teala’nın bu ümmete tanıdığı genişliklerden birisi de -varlıklı da olsa- cariye ile evlenmesidir. Bunu, Ebu Hanife de söylemiştir, ancak emri altında hür olması icap eder. Çünkü evlenmeye kadir olması, o evliliği engellemez. Kızkardeş yahut beşincisiyle yapılan evlilik nedeniyle, evliliğin varlığına mani olması gibi değerlendirilmez. Söz konusu olan “beşincisiyle yahut kız kardeşi ile evlenmesi” bağlamında yapılan kıyasa, bunların ancak cem edilme sebebiyle haram olduğu yönünde cevap verilmiştir. Nitekim cem etmeye erkeğin kadir olmasıyla da cem etmiş sayılmayacağı ifade edilmiştir. Öyleyse buradaki illet, çocuğunu köle edinmeye ihtiyaç duymamasıdır ki, bu da hür bayanla evlenmesine muktedir olmasıyla elde edilmektedir.
Katade ve Sevri ise şöyle demişlerdir: Eğer günaha düşmekten korkacak olursa, bu durumda güç ve imkan bulsa dahi cariye ile evlenmesi helal olur. Çünkü onunla evlenmesinin mübah olması, günaha düşmekten korkulma zaruretidir. Bu da bulunduğu içindir ki, cariye ile icra ettiği evlilikle günah ortadan kalkmış olur. Bu yönüyle sanki güç ve imkan bulmamasına benzer. Eğer kitabi bir bayanla evlenmeye yahut cariyenin semene (bedeline) kafir ise o vakit cariye ile evlenmesi ona helal olmaz. Bu, Şafii mezhebinin zahir görüşüdür. Çünkü bu durumda o, korku durumunda sayılmaz. Aynı zamanda çocuğunu köle olmaktan korumaya da muktedir haldedir; dolayısıyla onu köle yapması caiz değildir, sanki mümin bir kadınla evlenmeye kadirmiş gibi kabul edilir. Nikahı altında, kendisiyle iffetli olabilme imkanı olduğu halde hür olan bir bayanı olanın, bunun üzerine bir de cariye ile evlenmesi helal olmaz.
el-Muvaffak der ki: Bunda bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Nitekim -açıklamasını önceden verdiğimiz üzere- kadın kitabi olsun, mümin olsun bu konu hakkında aralarında bir fark yoktur.
Kim, bir cariye ile -söz konusu iki şart da mevcut olduğu halde- nikah akdi yapar da sonra güç ve imkan bulacak olursa, bu durumda nikah akdi fesholmaz. Bu, Şafii mezhebinin görüşüdür. Çünkü güç ve imkana sahip olmak, cariye ile evlenmeyi mübah kılan şartlardan birisini oluşturmaktadır; dolayısıyla bunun devamlılığı itibar görmez, tıpkı günaha düşme korkusu gibi sayılır. Mezhebimize göre gelen diğer görüşe göre bu nikah akdinin fesholmayacağı muhakkaktır. Bu ise el-Müzeni’ye ait görüştür. Çünkü bu, ancak ihtiyaç sebebiyle mübah olmuştur. Öyleyse ihtiyacın gitmesi durumunda bunun devamlılığı artık hakkında caiz olmaz. Sanki zaruret halinde leş eti yemesi mübah olan kimseye benzer. Nitekim o, helal bir et görecek olursa bu zaruret hali devam etmez.
“Başlangıç” ile “devamlılık” konularının arasının farklı olacağı yönünde cevap verilmiştir. Eğer cariye üzerine bir de hür kadınla evlenecek olursa, (hürle olan) bu evliliği sahih olur, ama cariyenin nikahının geçersizliği hakkında ise iki görüş gelmiştir: Birincisi: Bu nikahı batıl olmaz. Bu, İmam Şafii ile rey ashabının görüşünü oluşturur. İkincisi: Cariyenin bu nikahı fesholur. Bu ise İshak ve el-Müzeni’nin görüşüdür. İki görüşün gerekçeleri önceden geçmişti.
Günaha düşme korkusu olmadığı vakit cariyenin üzerine birden fazlasıyla evlenmenin mübahlığı noktasında İmam Ahmed’den farklı görüşler gelmiştir. Ondan nakledildiği üzere, erkek korkacak olursa dört tane alabilir, evlenebilir. Bu, İmam Malik ve rey ashabının görüşüdür; çünkü ayet-i kerimenin genel manası bunu ortaya koymaktadır. Zira o, güç ve imkan bulacak durumda değildir, günaha düşme korkusu da vardır; dolayısıyla -ilkinde olduğu gibi- onun cariyeyle evlenmesi caiz olur.
İkinci görüşe göre İmam Ahmed şöyle der: Bana göre erkeğin yalnız bir tane cariyeyle evlenmesi iyidir. Çünkü İbn Abbas’tan: “Hür bir erkek ancak bir tane cariye ile evlenir.” sözü rivayet edilmiştir. Bunu, İmam Şafii de söyler. Zira bir erkeğin cima yaptığı bir karısı varsa, günaha girme korkusu yok demektir.
Günaha girme korkusu duyan kimse hakkında söylenenlere gelirsek, bu nikahı, ancak onun hakkında mübah gördüğümüzü ifade etmekle cevap verilir. İbn Abbas’ın sözü ise günaha girme korkusu duymayan kimseler hakkında muhtemeldir, aynı şekilde İmam Ahmed’den gelen diğer görüş de böyledir.
Söz konusu (geçen) iki şart olmazsa dahi köle cariyeyle evlenebilir; çünkü cariye ile eşit konumlara sahiptirler. Bu sebeple -hür erkek ve hür kadında olduğu gibi- bu iki şartın bulunmasına itibar edilmez. Köle’nin iki tane cariye alması da hakkıdır, birisinden sonra bir diğerini alması da öyledir. Çünkü “günaha girme korkusu” onda şart koşulmamaktadır.