İlim ehlinin icmasına göre, hür bir adamın dört zevceden fazlası arasını cem etme hakkı yoktur. İlim adamları, yine kölenin ancak iki zevceyle evlenebileceği noktasında icma etmişlerdir, kölenin dört zevceyle evliliği hakkında ise ihtilaf etmişlerdir. İmam Ahmed’in mezhebine göre kölenin sadece iki zevceyle evlenmesi mübahtır. Bunu, Sevri, İmam Şafii ve rey ashabı söylemiştir. Zira bu minvalde Leys’in, Hakim’den yaptığı nakile göre, o şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabı, kölelerin iki kadından fazlasını kendi nikahları altında cem edemeyecekleri hususunda icma etmişlerdir.”
İmam Malik, Ebu Sevr ve Davud ise: Köle dört kadını nikahında cem edip tutabilir; çünkü ayetin genel manası bunu ifade etmektedir, demişlerdir. (Ancak) geçen ifadelerin, ayet-i kerimenin genel manasını tahsis etmiş olacağı yönünde cevap verilmiştir. Zira bu ayette, hür olanların isteğine delalet etmiş olacağı söz konusudur, nitekim o ayet de: ” (…) yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin.” (Nisa Suresi 31 buyruğudur.
Adam bir kadınla evlenirse, kadının annesi artık kendisine ebedi olarak haram olur. O takdirde kız kardeşi, teyzesi, halası, kız kardeşinin kızı da cem şekliyle (tek nikah altında toplaması sebebiyle) adama haram olur. Aynı şekilde hür bir adam dört kadınla evlense, beşinci kadın da yine cem sebebiyle haram olur. Bir köle iki kadınla evlense, üçüncü kadın cem sebebiyle haram olur. Buna göre rid talakla eşini boşayacak olursa, bu durumda -hepsinin görüşüne göre- hali üzere haramlık bakidir. Talak bün olur ya da (nikah) fesholursa, İmamımız (Ahmed’e) göre iddeti bitene değin durum yine böyledir. Sevri ve rey ashabı da bunu söylemişlerdir. Çünkü bu minvalde Hz. Ali ve İbn Abbas’ın kavli gelmiştir.
Said b. Mansur’un, Abdurrahman b. Ebu’z Zinad’dan, onun da babasından yaptığı rivayete göre, o şöyle demiştir: “Velid’in dört tane eşi vardı ve bunlardan birisini kesin olarak boşadı. Kadın (iddeti bitip de) helal olmadan önce Velid başkasıyla evlendi ve bu durumu birçok fıkıh alimi kınadı, ama onu hepsi kınamış değildi. Said b. Mansur: ‘Eğer onu Said b. Müseyyeb dahi kınamış iken daha geriye ne kalmış oldu ki?’ dedi.” Çünkü söz konusu olan bu kadın, erkeğin hakkı için nikahtan hapsedilmiş durumdadır. Bu yönüyle nikahı, sanki rid hükümdeymiş gibi kabul edilir; zira erkeğin hakkı noktasında kadın iddet beklemektedir, bu açıdan da rid hükümdeki kadına benzer. Cinsel temastan önce boşanan kadınla da farklılık arz eder. (Ancak) buna, geçen açıklamalarla cevap verilmiştir.