"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nikah akdinde söylenecek siga

İcmaya göre nikah, ancak “nikâh” ve “tezvîc” sigalarıyla ve bunlardan birisine icabette bulunmakla akdedilir. Bu iki siga, Kur’an-ı Kerim’de varit olup gelmiştir. Taraflarca bu iki siga hakkında ittifak da edilse, ihtilaf da edilse durum aynıdır, “nikâh” ve “tezvîc” sigalarından başkasıyla nikah kıyılmış olmaz. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Çünkü bu durumda lafız -icare (kira), ibahe (mübah sayma) ve ihlal (helal görme) lafızları gibi- sarih olmaz ve nikah da kıyılmış sayılmaz. Durum böyledir; zira nikah’ta şahitlik şarttır, kinayede bulunmak ise ancak niyetle bilinir. Niyetlerine muttali olamadıkları için niyete dair şahitlikte bulunmak mümkün değildir, o zaman nikahın kıyılmaması icap eder. Bununla da diğer akitler ve talak konusu ayrılmış olmaktadır.

Sevri, Ebu Hanife ve rey ashabı ise “hibe, sadaka, bey’ (alışveriş) ve temlik” lafızlarıyla da nikah kıyılır, demişlerdir. İmam Malik ise: Mehir, tesmiye edilmiş olursa, bunlarla nikah kıyılabilir, demiştir. Onlar, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bir kadını evlendirip, (adama): “Onu sana Kur’ân’dan ezberlediğin şeyler karşılığında verdim, temlik ettim…” buyruğunu gerekçe göstermişlerdir. Bu hadis hakkında Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.

el-Muvaffak şöyle der: “Zevvectukehô (Onu seninle evlendirdim.), enkahtukehô (Onunla seni nikahladım.) yahut zevvecnôkehô (Seni onunla evlendirdik.)” şeklinde gelen rivayet şekilleri, sahih tariklerle söz konusu olmuş ve bu tek kıssadan olmak üzere gelmiştir. Açıkçası hadisin ravisi, bu hadisi manayla rivayet etmiş ve tüm bu lafızların manalarının aynı olduğunu sanmıştır ki, bu da bir hüccet olamaz. Buna ek olarak Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in bu lafızların arasını cem etmiş olması da yine onların lehine hüccet değildir; çünkü nikah bunlardan sadece bir lafızla kıyılmıştır, diğer kalan lafızlar ise fazladan ifade edilmiştir.

Nişanlı olan damat, (kızın) velisine: “Bana zevce olarak (onu) veriyor musun?” der ve veli de: Evet, derse veyahut evlilik yapacak kişiye: “Eş için (kızı) kabul ettin mi?” der o da: Evet, derse, o zaman iki şahidin de bulunması durumunda söz konusu olan bu nikah kıyılmış olur. Çünkü “Evet.” sözü, “Bana zevce olarak veriyor musun?” yahut “Eş için kızı kabul ettin mi?” ifadelerine cevabı olarak gelmiştir. Soru ise kendisine dönüş yapılması için cevapta gizlenmiştir; dolayısıyla velinin: “Ona kızımı verdim, onunla evlendirdim.” sözüne karşılık “Evet.” anlamı, evlilik yapacak kişiye: “Bu evliliği kabul ettim.” sözüne karşılık da yine “Evet.” anlamı avdet etmiştir. Bunun dışında bir şeye ihtimali olmadığından ötürü de nikah kıyılmış olur.

İmam Şafii ise şöyle der: Velisi damatla birlikte: “Seni kızımla evlendirdim.” demedikçe ve damadın da: “Ben de bu evliliği kabul ettim.” diye cevap vermedikçe bu nikah kıyılmış sayılmaz. Çünkü bu iki ifade şekli, akdin ana rüknü sayılır, bunlar olmadan nikah kıyılmış olmaz.

Nikah lafzının “Arapça” olmasını öne sürenler, başka bir dille lafzın söylenmesi durumunda o nikahı geçerli kabul etmezler. Bu, İmam Şafii’nin iki görüşünden birisini oluşturur. Zira imkanı olduğu halde “nikah” ve “tecvlc” lafızlarından vazgeçip bunları kullanmadığı için -ihlal lafzında olduğu gibi- bu nikah sahih ve geçerli olmaz. Ebu Hanife’ye göre ise bu nikah geçerlidir. Çünkü bunu özel bir lafızla icra ettiğinden, nikah da kıyılmış sayılır, sanki Arapça lafzıyla bunu söylemiş gibi kabul edilir.

Arapça’yı güzel bir şekilde konuşamayan kimseye gelince, onun ise nikah akdini diliyle ifade etmesi geçerlidir. Çünkü Arapça konuşmaktan acizdir, o nedenle -bir dilsiz gibi- kendisinden bu şart sakıt olur. Bu durumda Arapça lafzının anlamını içerecek özel manayı ifade etmesi gerekmektedir.

Kabul, icap’tan önce olursa, bir görüşe göre bu nikah geçerli olmaz. Çünkü kabul, ancak icapla gerçekleşir. Öyleyse icaptan önce -manası olmadığından dolayı- kabul mevcut olmazsa, nikah da sahih olmaz, sanki soru lafzıyla sorulmuş gibi kabul edilir. Bu sebeple önceden ileri sürdüğü bir sigayla: “Bu nikahı kabul ettim.” der, veli de: “Seni kızımla evlendirdim.” diye karşılık verirse, bu nikah da sahih olmaz. Dolayısıyla bu ifadeden başkasını söylemesi öncelikli olarak geçerli olmaz. Alışverişe gelince, onda ise icap ve kabul sigalarına itibar edilmez, onda geçerli olan karşılıklı olarak mal alışverişidir ve lafız olarak söylenme zorunluluğu yoktur. Bu durumda alışverişten arınmış olmaz; zira alışverişin şartlara taalluk etmesi gereklidir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/cariyenin-azad-edilmesini-mehrine-saymak/,https://kutsalayet.de/nikah-akdinde-mustehap-olan-seyler/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız