"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Cariyenin azad edilmesini mehrine saymak

Mezhebimizin zahir (açık ve kuwetli) görüşüne göre bir kimse, cariyesini ne zamanki azad etse ve bu azad edişi onun mehrine sayacak olsa, bu nikah sahih ve geçerli olur. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. Bunu, Said b. el-Müseyyeb, Ebu Seleme b. Abdurrahman, el-Hasen, Zühri ve İshak da söylemiştir. Çünkü bu minvalde Enes’in yaptığı rivayet şöyledir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Safiyye’yi azad etti ve bu azad edilişini onun mehrine saydı.” Buharî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.

Ne zamanki bu azad ediliş onun mehrine sayılacak olursa, bu durumda nikah geçerlilik arz eder. Çünkü mehir, nikahın önüne geçemez. Buna göre azad edilişi eğer gecikecek olur ve nikahtan sonraya kalırsa, bu caiz olmaz. Bu da gösteriyor ki söz konusu olan bu lafzı söylemekle dahi nikah kıyılmış olur. Nitekim Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’den bu durumda nikahı baştan icra ettiğine dair bir nakil gelmiş değildir. Eğer bu nikahı baştan icra etseydi, bu bilinirdi ve -başkasından nakledildiği gibi- buna dair nakli de gelirdi.

el-Mezdevi’nin, İmam Ahmed’den yaptığı rivayete göre, eğer cariyesini azad eder ve o azadı da onun mehrine sayacak olursa, o takdirde onu evlendirecek bir adam vekil tutulur. Açıkça görülüyor ki bu durumda söz konusu olan bu nikahın sıhhatine dair hüküm verilemez. Ebu’l Hattab ise bu durumda nikahın sahih olacağını söylemiştir. el-Kadı (İyaz) ve İbn Akil de bu görüşü (yani sahih olmayacağını) tercih etmişlerdir. Bu, Ebu Hanife, İmam Malik ve İmam Şafii’nin kavlini de oluşturmaktadır. Çünkü bunda icap ve kabul bulunmadığı için nikah sahih olmaz, tıpkı nikahın ana rükünlerinin olmaması gibi değerlendirilir. Bunun yanında cariyenin azad edilmesine bizzat kendisi hak sahibidir; dolayısıyla onun bu nikahtan razı olmasına itibar etmek zorunludur ve bu sanki iki lafzın arasının ayrılması gibi kabul edilir.

el-Muvaffak ise şöyle demiştir: Onların: “İcap ve kabulün bulunmaması…” şeklindeki görüşlerinin bir dayanağı ve delili yoktur. Zira bunlar bulunmuş olsa bile bu nikahın sıhhatine dair hüküm verilemez. Şüphesiz bunların mevcut olması, aynı şekilde bunlara delalet eden şeyin de mevcut olması demektir ki, bu da azad konusunun mehir olarak sayılmasıdır. Nikah, “Seni hürleştirdim yahut azad edilmen senin mehrine karşılıktır.” gibi ifadelerle akdedilir, bağlayıcı olur. Aynı şekilde “Mehrine karşılık azad edildin.” yahut “Mehrine karşılık seni hürleştirdim.” gibi ifadelerle de akdedilir. Bu iki lafzın (mehir ve azad etme) arasında bir fasılanın olmaması şart koşulmuştur. Mesela: “Seni azad ettim.” der ve ardından konuşma miktarı susarsa yahut başka bir konuyla ilgili olarak konuşur da sonra: “Azad edilmen senin mehrine karşılıktır.” diyecek olursa, bu nikah/evlilik sahih olmaz. Zira onu öncelikle azad etmesi sebebiyle cariye artık hür olmuştur; dolayısıyla onunla evlenmesi için, ancak yeni bir mehirle ve onun rızasıyla bu mümkün olur. Bu durumda “Nikahta şahit bulundurmak şarttır.” dememiz halinde, onun iki de şahit bulundurması gerekmektedir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/cariyeyi-hur-olarak-lanse-edip-magrur-olmak/,https://kutsalayet.de/nikah-akdinde-soylenecek-siga/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız