Adu/ul’un manası, kadının istemesi halinde dengi ile evliliğinden engellemek, birbirlerini isteyen her iki tarafı men etmektir. Kızın en yakın velisi, onu evlenmesinden engellerse, o takdirde velayet en uzakta olana intikal eder. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. Çünkü o zaman, en yakın olan velisi tarafından evlenmesi imkansız hale gelmiş olur, o vakit de velayet en uzakta bulunan velisi buna malik olur. Sanki en yakında olan delirmiş kimse gibi değerlendirilir.
İmam Ahmed’den gelen diğer bir görüşe göre, bu durumda onun velayeti devlet başkanına intikal eder. Bunu, İmam Şafii de söylemiştir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Eğer veliler bu noktada anlaşamazlarsa, artık devlet başkanı velisi olmayanın velisidir.” Zira bu, onun üzerinde bir haktır, eda etmekten de imtina etmiştir; dolayısıyla hakim onun yerine geçer. Tıpkı borcu olduğu halde onu ödemekten imtina eden kimse gibi kabul edilir.
Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa hadis-i şerif ilk görüş için bir delil teşkil eder. Nitekim “Artık devlet başkanı velisi olmayanın velisidir.” buyruğu, devlet başkanının kadın için de bir veli olduğunu gösterir. Bunun yanında hepsinin evlenmekten men edilmesi durumuna da hamledilmesi mümkündür. Çünkü “eğer veliler bu noktada anlaşamazlarsa” ifadesindeki zamir çoğul zamiridir ve hepsini kapsamaktadır. Veli için bir hak olması açısından velayet konusu, borç konusuna terstir. Nitekim borç onun üzerinde bir haktır ve borç ondan başkasına intikal da etmez. Fakat velayet konusu velinin delirmesi, fasık olması yahut ölmesi gibi arizi bir durum neticesinde ondan intikal eder, gider. Buna ek olarak borç konusunda adaletin söz konusu olmasına bakılmaz, ancak velayet konusunda adalete bakılır, itibar edilir.
En yakında olan veli sürekli bir şekilde gfüp de olur (kendisine ulaşılmayacak olursa), bu durumda hakim olmadan da kadını evlendirmek, en uzakta bulunan asabesindeki veliye geçer. Bunu, Ebu Hanife söylemiştir. Çünkü bu durumda artık o, kadının velisidir ve devlet başkanı kadına veli olmaz. Zira en yakında bulunan velinin kadını evlendirmesi imkansız bir hal aldığından, bu durumda velayet artık kadına asabelerinden yanında bulunan birine geçmiş olur, sanki en yakın olan velisi delirmiş yahut ölmüş gibi değerlendirilir.
İmam Şafii ise şöyle der: Bu durumda kadını hakim evlendirir; çünkü en yakın velisinin velayeti mevcut olduğu halde, kadını evlendirmesi imkansız olduğundan, bu durumda hakim velisinin yerine geçer. Sanki velisi, kadını evlendirmekten alıkoyuyormuş gibi değerlendirilir. (Ancak) bunlara geçen açıklamalarla cevap verilmiştir. Buna ek olarak en yakındaki velisi, kadını evlendirmekten alıkoyacak olursa, o takdirde bu, bizim meselemiz gibi kabul edilir.