"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Yakında bulunan veli hazır bulunduğu halde, uzak olan velinin kızı evlendirmesi

Yakında bulunan veli o ortamda hazır bulunduğu halde, uzak olan veli kızı evlendirecek olur ve kız da -onun izni olmaksızın- evliliğine icabette bulunursa, evlilik geçerli olmaz. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Çünkü o, asabeye hak sahibidir; dolayısıyla da -miras konusunda olduğu gibi- yakında olan mevcut olursa, uzakta bulunan veli ile velayet sabit olmaz. Bu şekliyle yakında olanla uzakta olanın arasını ayırmış oluyor.

İmam Malik ise bu durumda nikahın geçerli olduğunu belirtmiştir; çünkü o da bir velidir, öyleyse kadının izin vermesi durumunda nikahı sahihtir, sanki yakında bulunan veli gibi kabul edilir, demiştir. Sonra bu akit, izin verme noktasında bir tür tevakkuf etmeyeceği açısından fasit de olabilir ve izin verilse de nikah sahih olmayabilir. Aynı şekilde bir yabancıyı evlendirir yahut -kadın izin vermediği halde- geçerli gördüğü izniyle bir kızı evlendirecek olursa veyahut efendisinin izni olmaksızın köleyi evlendirecek olursa, bu durumdaki tüm nikahlar -iki görüşten en sahih olanına göre- batıldır. Bu, İmam Şafii, Ebu Ubeyd ve Ebu Sevr’in de kavlini oluşturur. Bu hususta Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Hangi kadın velisinin izni olmaksızın kendi nikahını kıydırırsa, kadının nikahı batıldır, kadının nikahı batıldır.” Şüphesiz bu, kendisinde talak’ın, hu!’ un, lian’ın, miras’ın ve benzeri hükümlerin sabit olmadığı bir akit olması yönüyle, sanki iddet döneminde kıyılan nikah gibi, bu da nikah olarak münakit olmaz.

İmam Ahmed’den gelen diğer görüşe göre, bu durumda izin için tevakkuf eder ve kız eğer evlenme noktasında izin verecek olursa, bu nikah geçerli olur. İzin vermezse, fasit olur. Bu, iznin muteber sayıldığı tüm meselelerde rey ashabının görüşünü oluşturmaktadır. Velisiz olarak da bu, nikah konusunda el-Hasen b. Salih, İshak, Ebu Yusuf ve Muhammed’den nakledilmiştir. Çünkü istemediği halde babası tarafından evlendirilen kız hakkında gelen hadis bunu ortaya koyar. Çünkü bu, feshetme noktasındaki bir tevakkuf sayılır, öyleyse -vasiyet gibi- bu da izin konusunda tevakkuf eder.

Hadis hakkında, “erkeğin, kızın dengi olmaması sebebiyle, kızın da onunla evlenmeyi tercih etmemiş olacağı ihtimali” açısından cevap verilmiştir. Bu ise muhayyerliği sabit kılar, nikahı da geçersiz kılmaz. Vasiyette ise kabul muhayyerliği işler. Vasiyet ölümden sonra caizdir. İşte bu vasiyet, diğer tasarruflardan ayrıma gider.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Kadın, ne zamanki velisinin izni olmadan evlenir yahut cariye efendisinin izni olmaksızın evlenirse, arkadaşlarımızın zikrettiği üzere genel olarak bu hususta iki görüş gelmiştir. Bana göre en doğrusu, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in açıkça “batıldır” diye ifadesi varken kadının veli izni olmaksızın evlenmiş olmayacağıdır. Çünkü izin, ancak yerinde ehli tarafından meydana çıkan bir akit hakkında söz konusudur. Ama ehlinden meydana gelmeyecek olursa, mesela, delinin yahut çocuğun nikah akdi kıyması gibi, bu takdirde izin icra edilmiş olmaz. Nitekim bu, ehli tarafından sadır olmayan bir akit olur. Öyleyse kadın da buna ehil değildir. Buna dair delil, eğer kadına bu noktasında izin verilmiş olursa, bu kadından dolayı sahih olmaz. O zaman mukarin (yakın ve bitişik) bir izin olduğu halde bu sahih olmadığına göre, sonradan izin vermekle de sahih olmaması daha öncelikli bir hüküm alır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/velinin-farkli-bir-dine-sahip-olmasi/,https://kutsalayet.de/adulun-ve-velayet-hakkinin-en-uzakta-olana-intikal-etmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız