"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Red Konusu

Ölü olan, farz sahipleri dışında geride varis bırakmaz ve -kızlarda olduğu gibi- mal da kapsayıcı değilse, o zaman farz sahiplerinden artıp fazla gelen miktar -karı ve koca dışında- farz durumlarına göre onlara red/iade edilir. Bu, el-Hasen, Sevri, Ebu Hanife ve ashabı tarafından nakledilmiştir. İbn Süraka şöyle der: Tüm beldelerde icra edilen amel de bu yöndedir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurur: “Allah’ın kitabına göre yakın akrabalar birbirlerine (vârîs olmaya) daha uygundur.” (Enfal Suresi: 75) İşte onlar, yakın akrabadır ve ölüye yakınlık sebebiyle tercih edilmektedirler. Dolayısıyla Beytü’l Mal’a daha evla sayılırlar; zira bu mal, diğer Müslümanlara da aittir, ancak akraba -nassla amele göre- yabancı olanlardan daha öncelikli kabul edilirler.

Şüphesiz Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Kim, bir mal bırakırsa bu, ona varis olana ait olur.” buyurmuştur. Buharî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir. Bu, tüm mallar için genel bir hüküm ifade eder.

İmam Ahmed’den nakledildiğine göre kendisi, anne hayatta iken annenin çocuğuna ve hisse sahipleri hayatta iken de nineye reddi/iadeyi uygun görmemiştir. Ancak birinci görüş, mezhebimizdeki zahir görüştür ve daha sahihtir. Bu, aynı zamanda reddi kabul edenlerin genelinin görüşünü oluşturmuştur. Çünkü pay ve hisselerde eşitlemeye tabi tutuldukları için, füru konularda da kendileri eşitlemeye gitmeleri gerekmektedir.

İlim ehlinin ittifakına göre onlarda red yoktur. Çünkü red kapsamına girenlerin tümü akrabalardan olur; bu durumda ayet-i kerimenin genel kapsamına dahil olmaktadırlar. Kan-koca ise bu kapsamın dışında kalır.

Zeyd b. Sabit ise farz sahiplerinin farzlarından sonra artan malın Beytü’l Mal’a kalacağı ve farzının üzerinde kimseye reddin olmayacağı görüşüne sahip olmuştur. Bunu, İmam Malik, Evzai ve İmam Şafii de söylemiştir. Çünkü Allah’u Teala, kız kardeş hakkında: “(… ) kalanın yarısı ona aittir.” (Nisa Suresi: 176) buyurmuştur. Ona sebep red yapan, hepsini kılmış olur.

(Ama) bunun, başka bir sebepten dolayı kız kardeşe yarım üzere fazlalığın olmasını nefyetmeyeceği şeklinde cevap verilmiştir. Tıpkı şu ayette Yüce Allah’ın buyurduğu gibi: “Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır.” (Nisa Suresi: 176) Baba’ya altıda bir payın verilmesini nefyetmez. Kız çocuğundan artacak olan pay ise asabe olma cihetiyledir.

Red ehlinin paylarını, meselenin aslından olmak üzere almandır ki, bu da altı hisseden çıkar. Sonra paylarının sayısını, meselelerinin aslından sayarsın, tıpkı aile meselesindeki payların durumu gibi… Nitekim aile meselesinde ona ait olup kırılan/bölünen paylarının sayısı çarpılır, işte burada da durum aynıdır. Onlardan bir grubun payı kırılacak olursa, onların pay ve hisselerince sayısına çarparsın. Çünkü bu, meselelerinin aslı olmuştur.

Ne zaman ki red bir havuzda baş gösterecek olursa, o takdirde farz ve red ile malın tümü ona ait olur, o sanki asabeymiş gibi değerlendirilir. Bu durumda tek bir kişi ise mal ona ait olur. Bir topluluk iseler -tıpkı oğullar gibi- o zaman bunu aralarında taksim edersin.

Onlarla beraber kan-koca’dan birisi de bulunuyorsa, ona meselenin aslından olmak üzere farzını verirsin ve bunun yanında, meselesinden kalan payı ise red ehlinin farizası üzere taksim edersin. Tashih konusunda geçtiği gibi de tashih işlemine tabi tutarsın.

Karı-koca’dan birisinin yanında bir de red ehlinden olan birisi bulunursa, fazla alan kişi sanki asabeymiş gibi hepsini alır. Eğer onlarla beraber red ehlinden bir de grup varsa -kızlar gibi- o takdirde -onlar sanki asabeymiş gibi- fazla geleni onlara taksim edersin. Payları kırılacak/bölünecek olursa, eş meselesinde söz konusu olan sayılarına çarparsın.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/terikelerin-taksimi/,https://kutsalayet.de/nineler/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız