İbn Munzir der ki: İlim ehli, ölenin annesinin hayatta olmaması durumunda nineye mirasın altıda birinin verileceği noktasında icma etmişlerdir. İlim ehlinin icmasına göre anne, tüm yönlerden nineleri hacbeder (mirastan engeller). Yine alimlerin icmasına göre ninelerin mirası, -ne kadar çok da olsalar- altıda birdir. Ninelerin “Anneanne” ve “Babaanne” olarak mirasa hak sahibi oldukları noktasında ilim adamları arasında bir ihtilaf yoktur. Aynı şekilde, ne kadar yukarıya da çıksalar ve yakın da bulunsalar, durum aynıdır. Ancak Davud (ez-Zahiri)den nakledilen müstesnadır; çünkü o, babaannenin annesinin mirasa hak sahibi olamayacağını; çünkü ne miras alacağını ve ne de miras bırakacağını söylemiştir.
(Ancak) bunun sadece bir kıyas olduğu ve onun da kıyasa göre konuşmadığı şeklinde cevap verilmiştir. Bir de onun bu görüşü “anneanne” konusuyla geçersizdir; çünkü anneanne mirasçı olur, sadece ona varis olunamaz.
“Anneanne” ve “Babaanne”nin sayıca fazla olup mirasa hak sahibi olmaları hususunda, ilim ehli arasında ihtilaf edilmiştir: İmam Ahmed’den nakledildiğine göre kendisi, ziyade olmadığı sürece üç ninenin mirasa hak sahibi olabileceği görüşüne sahip olmuştur. Bunu, Evzfü ve İshak da söylemiştir. Bu da derecesi ne kadar yükseğe de çıksa Anneanne, derecesi ne kadar yükseğe de çıksa Babaanne ve onun anneleri ve dedenin annesi ile onun anneleridir. Dedenin babasının annesi ise miras alamaz. Aynı zamanda üç büyük nineden daha fazlasını aşan nineler de alamaz; zira bu nineler hakkında ihtilaf söz konusudur.
İki nineden daha fazlasının mirasa hak sahibi olamayacağı da söylenmiştir. Bu, İmam Malik, Ebu Sevr ve Davud tarafından nakledilmiştir. Bunu, eski görüşüne göre İmam Şafii de söylemiştir.
İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre, kendisi ninelerin -ne kadar çok da olsalar ve tek bir derecede bulunmaları halinde- mirasçı olabileceklerini söylemiştir Ancak varis olmayan bir babayla bağlılığı bulunmak zorundadır. Mesela annenin babasının annesi gibi.
İbn Süraka ise şöyle demiştir: Bunu, sahabenin geneli söylemiştir; ancak kural dışı gelen bir görüş bundan müstesnadır. el-Hasen, İbn Sirin, Sevri, Ebu Hanife ve ashabı da bunu söylemiştir. Bu, İmam Şafii tarafından gelen el-Müzenl’nin de rivayetidir. el-Harakl’ nin sözünün zahiri de bu yönde gelmiştir. Onların ileri sürdüğü gerekçeye göre ninenin fazlası varisle ilintilidir; dolayısıyla nine’nin miras alması -tıpkı üç nineden birisi gibi- gereklilik arz eder.