Vasiyet eğer sahih olursa, bu durumda veresenin icazesi (izin vermesi) uygulamaya konur. Kesin olarak ortaya koyulan bu icaze için varisin: “Sana icazet verdim, izin verdim ve uygulaman için onay verdim.” şeklindeki sözleri yeterlidir. Bunu söylediğinde artık vasiyet gereklilik arz eder. Eğer vasiyet batıl olursa, o takdirde icaze, ilk defa verilen bir hibe haline dönüşür. O zaman da hibenin “lafız, kabul, kabz” şartlarına ihtiyaç duyar, tıpkı ilk olarak verilen hibe gibi değerlendirilir.
Varisine vasiyet eder, yabancıya da üçte birlik bölümünü vasiyet eder, bunun yanında diğer varislere de varisin vasiyetini icazetle (izinle) verirse, bu durumda üçte birlik bölüm ikisi arasındadır. İkisinden biri kıymeti üçte bir olarak belli olan bir şeyi vasiyet ederse, diğer varislere de varisin vasiyetine icazet verse, bu durumda ikisi arasında vasiyet caiz olur. Onu geri verecek olurlarsa, varisin vasiyeti her iki mesele hakkında da geçersiz olur, yabancının ise ilkinde altıda bir payı olur. Belli olup hakkında vasiyette bulunulan kişi ise ikincisinde pay sahibi olur. Bu, İmam Malik, İmam Şafii, rey ashabı ve diğerlerinin kavlidir.
Eğer iki tane vasiyet onun üçte ikilik malından olur, kendisi de vereseyi ikisine vermeyi uygun bulursa, her ikisi hakkında da bu vasiyet caiz olur. Yalnız varisin payını tek başına geri vermeyi tayin etseler, o zaman yabancıya üçte birin tamamı kalır. Özellikle varisi geçersiz kılmış olduklarından dolayı, üçte birin tümü yabancıya verilir, varisin vasiyeti de sakıt olur. Bu durumda sanki sahibi ona vasiyet etmemiş gibi değerlendirilir.
İkisinden birisinin payını tayin etmeksizin üçte birlik payın ziyadesini geçersiz kılacak olurlarsa, o takdirde kalan üçte birlik pay iki vasi arasında olur, altıda biri ise ikisi arasında taksim edilir. Bunu, el-Kadı (İyaz) zikretmiştir. Bu, İmam Malik ve İmam Şafii’nin de görüşünü oluşturmaktadır. Çünkü verese, iki tane vasiyet vermeye onay verdikten sonra vasi olan şahıs ile yabancı arasında paya bir ortak katılım oluşacağından, bu durumda ikisi de üçte birlik pay alırlar. Geri vermek suretiyle ikisine ait yarı payı geçersiz kılmış olurlarsa, o zaman da söz konusu olan geçersizlik ikisine dönüş yapar. İkisinden geride kalan pay ise ikisi arasındadır, sanki geri vermeksizin onu telef etmesi gibi kabul edilir.
Ebu’l-Hattab ise bu durumda üçte birlik payın hepsinin yabancıya ait olduğu görüşünü tercih etmiştir. Buna benzer bir görüş Ebu Hanife’den de aktarılmıştır. Çünkü (taraflardan) her ikisi, üçte birlik payın geçersizliğine muktedir olamadıklarından dolayı, bunun dışındaki de yabancıya ait olur. Şayet vasiyeti ikisi arasında pay edersek, o takdirde altıda bir paydan fazla gelen kısmını geçersiz kılmaya malik ve muktedir olurlar.