Yitik hayvanı geri vermek, kaçan köleyi teslim etmek yahut buna benzer konularda başvurulması caiz olan bir uygulamadır. Bu hususta Ebu Hanife, İmam Malik ve İmam Şafii ittifak etmişlerdir. el-Muvaffak da bu görüşe muhalefet eden kimseyi bilmediğini belirtmiştir. Bu hükmün dayanağı, Yusuf Suresi 72. ayetinde geçen şu ifadedir: “(…) onu getirene bir deve yükü (bahşiş) var dediler. (İçlerinden biri:) Ben buna kefilim, dedi.”
Ayrıca Ebu Said hadisinde nakledildiğine göre, yılan sokması sonucu rahatsızlanan bir adama Fatiha suresiyle rukye yapan sahabi, adamın iyileşmesi üzerine bir buzağı almıştır. Bu olay Hz. Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) anlatıldığında, Peygamber Efendimiz durumu tasdik etmiş ve: “Şüphesiz sizler (bunu almakla) isabet ettiniz, bunu taksim ediniz ve ondan bir payı da bana veriniz.” buyurmuştur. Bu hadis, Buhari ve Müslim tarafından sahih kabul edilmiştir.
Bu tür işlerde çoğu zaman bir muhatap ya da belirli bir ücretlendirme durumu söz konusu olmayabilir. Ayrıca bağışla işi üstlenecek bir kimse de bulunmayabilir. Bu gibi durumlarda ödül vaadi (ciale) meşru bir teşvik unsuru olarak öne çıkar. Çünkü ödül, kira gibi bağlayıcı olmayıp gönüllülük esasına dayanır, bu da onu daha uygulanabilir kılar.