"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ölümüne sebebiyet veren hastalık süresinde söz konusu olan vakıf

Ölüm hastalığında söz konusu olan vakfın durumu, üçte bir hisseye itibar edilmek üzere vasiyet konusuyla aynıdır. Çünkü bu, bir bağıştır ve –köle âzâd etme ve hibe konusunda olduğu gibi– ölüm hastalığında mevzu bahis olan üçte birlik pay ölçüsüne bakılır. Üçte birlik olan ölçüden çıkacak olursa, veresenin rızası dışından olmak üzere caiz ve bağlayıcı olur. Üçte birden fazla olursa o takdirde vakıf, üçte birlik miktarda söz konusu olur ve fazla gelen miktarı ise veresenin hediyesi üzere vakfeder.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Vakfın gerekli olduğunu söyleyenlere göre bu minvalde bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Nitekim veresenin hakkı, hastalığın mevcut olması sebebiyle mala taalluk ettiğinden –atıyye ve köle âzâd etmede olduğu gibi– üçte birin üzerinde olan bağış engellenir.

Ölüme bağlı olan vakfın sıhhatine delalet eden delil,
Hz. Ömer’in vasiyetidir. Şüphesiz o vasiyet bırakmış ve vasiyetinde şöyle demiştir: “Bu, Allah’ın kulu Ömer’in (Medine yakınlarında bulunan) ‘semğ’ mevkiinde yazmış olduğu vakfiyedir.” Bu ise konu hakkında açık bir nass sayılır. Bunu o, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in emriyle vakıf olarak bırakmıştır. Bir de bu konu ashab-ı kiram arasında meşhur olarak gelmiştir ve onlardan buna karşı çıkan olmamıştır. Dolayısıyla bu, bir icmâ hâlini almış oldu. Bunun yanında bu konu ölüme bağlı olan bir sadakadır, bu yönüyle de vakıftan başkasına benzer.

İmam Ahmed’den, kişinin hastalığında iken bazı verese sahiplerine bırakmış olduğu vakıf hakkında farklı ifadeler gelmiştir. Ondan nakledildiğine göre bu tür vakıf caiz değildir. Eğer bırakmış olursa şayet, bu durumda diğer vereselere hediye olarak vakfeder. Bu görüş, Şâfiî mezhebine aittir. Zira bu, kişinin hastalığı süresinde malını veresesinden bazılarına tahsis etmesidir ve –hibeler konusunda olduğu gibi– bundan men edilir. Nitekim aynı ile vasiyeti caiz olmayan her bir kimsenin menfaatle de vasiyeti caiz olmaz. Tıpkı üçte bir miktardan fazlasının bırakıldığı yabancı gibi.

İkinci görüş:
Yabancılarda olduğu gibi üçte birlik miktarı kendisine vakfetmesi caizdir. İmam Ahmed buna Hz. Ömer (radıyallahu anh)’in hadisini gerekçe göstermiştir. Nitekim hadise göre Hz. Ömer, Hafsa’ya vakfın velayetini bırakmış, ondan yemesini ve (gelirinden) köle satın almasını söylemiştir.

Hz. Ömer’in hadisi hakkında şöyle cevap verilmiştir:
Bir defa Hz. Ömer bu vakfiyesiyle bazı verese sahiplerine tahsis yapmış olmadı. Söz konusu olan tartışma sadece onlardan olan bazılarının tahsisi hakkında gelmiştir. O yerin velayetini Hz. Hafsa’ya vermiş olmasına gelince, kuşkusuz bu, o yeri ona vakıf bıraktığı anlamına da gelmez. Zaten bunun hakkında tartışma konusu da yoktur. Muhtemeldir ki İmam Ahmed’in sözü, cemaatin naklettiği görüş üzere hamledilir; yani onun, tüm vereselerine bu yeri vakfettiği şeklindedir. Böylece Hz. Ömer’in hadisi de uygun düşmüş olmaktadır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/baslangic-itibariyle-kopuk-olan-vakif/,https://kutsalayet.de/vakfin-menfaatlerinin-iptal-olmasi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız