"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

İkta (parsellenmiş) araziler

Bu araziler iki kısma ayrılır. İrfak (herkesin yararına olan) ikta arazisi: Bu çarşı-pazarların yer aldığı alan ve oturaklar, geniş yollar ve mescitlerin bulunduğu sahalara bağlı arazileridir. Nitekim -zikri geçtiği üzere- bu arazilere doğru müsabaka yarışına girişmiş olanların, o alan içerisinde oturma hakkı bulunmaktadır. Devlet başkanı ise o arazilerde oturanlar için o yeri ikta olarak verebilir. Çünkü yarışmaya katılanların, o yeri elde etmeye dair bir girişimi ve emeği sebebiyle bu noktada hakları bulunmaktadır; zira gelip geçenlerin zarar vermeleri dışında o alanda oturmaları caiz değildir. Dolayısıyla devlet başkanının, zararının dokunmadığı bir kişiyi o arazi üzerinde oturtması mümkündür, ama o bu şekilde o ikta arazisine temellük etmiş sayılmaz. O, sadece o arazi üzerinde oturmaya başkasından daha ziyade hak sahibi olmuştur. Tıpkı o arazi için müsabakaya girmiş kimse gibi kabul edilir ve ikta olmaksızın (parsellenmemiş olarak) da aynı konumda sayılırlar. Fakat bir konu dışında. O ise müsabakaya giren kişi şayet o araziden kendisine ait olan eşyaları nakledip (başka bir yere) taşımış olursa, bu durumda onun oturacağı yeri değiştirmiş olur. Çünkü bu yere ve makama o, ancak müsabaka sebebiyle hak sahibi olmuş idi. Öyleyse buradan ayrılıp başka yere naklolduğunda, artık orada elde ettiği kalma hakkı ortadan kalkmış olur. Haliyle de burasını devlet başkanı ikta şekliyle hak eder. Eşyaları nakledilmediği yahut orasına başkası da oturmak amacıyla yerleşmediği sürece, o hakkı zail olmaz. Bu arazi üzerinde yer alan bir yapı (altında) olmaksızın gölgelenmesi yahut bu yapıdan men edilmesine veyahut kalma süresi uzadığındaki men edilişi hükmüne gelince, bu da müsabakaya katılan şahsın hükmüyle paralellik arz eder.
İhya eden kişiye ölü arazilerin parsellenmiş (ikta) olarak verilmesi.
Nitekim bunları onun elde edip alması caizdir. Vail b. Hucr’un rivayet ettiğine göre; “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Hadramevt de bulunan bir araziyi parselleyerek kendisine vermiştir.”
Buhari’nin ise Enes’ten naklettiğine göre, o şöyle demiştir: “Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem), Bahreyn arazisinin bir bölümünü Ensar’a ikta olarak vermeyi düşününce, Ensar: ‘Bize ikta olarak paylaştırdığınız gibi muhacir kardeşlerimize de paylaştırmadıkça bu ikta’yı almasak?’ dediler.”
Durum anlaşıldığına göre, devlet başkanı bir ölü araziyi ikta olarak paylaştırıp verdiğinde, o kişi buna malik olmaz ancak o kişi bunu almaya diğer insanlardan daha ziyade hak sahibidir ve onu ihya edip işlemede de daha evla bir konumda yer almış olur. Bu araziyi ihya edebilir, aksi halde devlet başkanı ona: “Ya bu araziyi ihya edersin yahut elini araziden çekersin.” der. Bir mazeretten dolayı mühlet tanımasını isterse, ona belli bir süreliğine mühlet verir. Mazeret olmadığı halde mühlet isterse, o takdirde ona mühlet verilmez.

Devlet başkanı, zahir (yani görünen ve açık) madenlerden işlenmesi caiz olmayan arazilerde ikta veremez. Ama batın madenlerin iktası hakkında iki görüş gelmiştir.

Devlet başkanı, ancak ihya edilmesi mümkün olan ölü araziler hakkında bir kimseye parsel hakkı (ikta) verebilir. Çünkü bu tür arazilerdeki ikta, daha ziyadesiyle aralarında faydası olmayan ve müşterek oldukları bir hak noktasında insanlara bir darlığı aşılamaktadır. Buna göre eğer bunu icra edecek olur da ardında bu araziyi ihya etmekten aciz kalırsa, o arazi kendisinden geri istenir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ihya-edilmesi-caiz-olmayan-araziler/,https://kutsalayet.de/hima/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız