Müsabaka, sünnet ve icma ile caizdir. İbn Ömer’in rivayet ettiğine göre; “Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), antrenmanlı olan atı el-Hafya’dan, Seniyyetu’l-Veda’ya kadar koşturdu. Antrenmanlı olmayanı ise Seniyyetü’l-Veda’dan, Beni Zürayk Mescidine kadar koşturdu.” Buharî ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.
Müslümanlar, genel olarak müsabakanın caiz olduğu konusunda icma etmişlerdir.
Müsabaka, ivazlı ve ivazsız olmak üzere iki kısma ayrılır. İvazsız müsabaka, muayyen herhangi bir şey ile kayıt altına alınmaksızın mutlak surette caizdir. Koşarak veya gemilerle, kuşlarla, katırlarla, eşeklerle, fillerle yarışmak gibi… Aynı şekilde daha güçlü olanın ortaya çıkması için güreşmek ve taş vb. gibi ağırlıklar kaldırmak da caizdir.
İvazlı olan müsabakaya gelince, bu da atlar, develer ve atış (talimi) dışında caiz değildir. Sadece bu üçünde ivazlı olarak cevaz vardır. Çünkü bunlarla, emredilmiş olan savaş talimi, ahkâmı ve bu noktadaki üstün meziyetler elde edilmiş olur. İvaz mukabilinde müsabaka yapmak, sonuna kadar bu uğurda çabalamaya, gayret göstermesine ve buna dair hükümleri elde etmesine götürmektedir.