Arazinin kiraya verilmesi sahihtir, geçerlidir. Arazi görülmedikçe de akit sahih olmaz. Zira söz konusu olan menfaatler farklılık arz etmektedir. Arazi ekme, biçme ve üzerine yapı inşa etme üzere kiraya verileceği söylenmeden sahih de olmaz. Çünkü arazi tüm bunlara elverişlidir, arazi üzerindeki etkisi de farklı farklı olduğundan dolayı izah getirilmesi gereklidir.
Şayet: “Sana ekmen veya dikmen için araziyi kiraya verdim.” derse bu, sahih olmaz. Çünkü ikisinden birisi tayin edilmiş değildir. Ama: “Sana istediğin gibi ekmen veya istediğin gibi dikmen için araziyi kiraya verdim.” derse, bu sahih olur. Bu, İmam Şafii tarafından ifade edilmiştir. Çünkü akit, bu iki şeyin mubah olduğunu gerektirmiş olacağından, bu sahih olur ve bu durumda “İstediğin gibi dikmen için araziyi kiraya verdim.” demesi gibi kabul edilir. İki cinsin farklı olması, iki türün farklı olması gibidir.
Sadece tarım/ekim yapması için araziyi kiraya verecek olursa, bunun hakkında ise dört mesele söz konusudur:
Birincisi: Mutlak anlamda araziyi ekmek için kiraya vermesi yahut: “Sana istediğin gibi ekmen için araziyi kiraya verdim.” demesi ki bu, sahihtir. Bu durumda o dilediği gibi araziyi eker. Bu, Şafii mezhebinin görüşüdür. Bunun yanında o arazi üzerinde bir şeyi dikemez ve bir şey inşa da edemez. Zira vereceği zarar, o zaman üzerinde icra edilen akitten daha fazla olur.
İkincisi: Arazi üzerine buğday yahut bu türde bir şey ekmesi için kiraya vermesi. Bu durumda tayin ettiği şeyi ekme hakkı vardır ve söz konusu doğabilecek zarar da ona ait olur, tıpkı zararı ve daha düşüğünde olduğu gibi. İlim ehlinin geneline göre ise tayin ettiği şey muayyen (kesinlik anlamında) değildir; ancak Davud ve Zahiriler: Tayin ettiği şeyden başkasını ekmesi caiz olmaz. Mesela buğdayı siyah şeklinde niteleyip tayin ederken onun beyaz buğday olarak ekmesi caiz değildir. Çünkü akit yaparken bu şekilde tayin ettiği için bundan başkasına yönelmesi caiz olmaz, demişlerdir.
Şöyle cevap verilmiştir: Üzerinde akdi yapılan konu araziden elde edilecek menfaattir, buğday değildir. Bu sebepledir ki -ekmiş olmasa dahi- arazinin teslim edilmesi durumunda o kişi sürenin geçmesiyle o ivazı (karşılığı) hak etmiş olur. Buğdayın zikredilmiş olması ise sadece elde edilecek menfaat ve faydanın bununla takdir edilmiş olmasındandır, bu yüzden tayin de edilmedi. Bu, tıpkı içinde oturmak için kiraladığı bir evde, başkasının kalmasına izin vermesi hakkına benzemektedir.
Üçüncüsü: Mesela: “Sana buğday ekmen için araziyi kiraya verdim, söz konusu olacak zararı ise buğdayın zararı yahut daha düşüğü gibidir.” demesi. Bu da bir önceki maddeyle aynı hükme tabiidir, sadece bunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Dördüncüsü: “Sana yalnız buğday ekmen için, başkasını ekmemen için araziyi kiraya verdim.” demesi. el-Kadı (İyaz) koşulan bu şartın geçersiz olduğunu zikretmiştir. Çünkü bu, akdin muktezasını geçersiz kılar, bunun yanında akit ise sahihtir. Zira bunda bir zarar olmadığı gibi, taraflardan birisi hakkında bir kasıt da yoktur. Açıklaması geçtiği üzere; Kiracı olan şahıs bir ev hakkında, onda kendisinden başkasının oturmayacağına dair şart koşmuş olsa, bir görüşe göre bu şartın sahih olacağı ifade edilmiştir. Diğer görüşe göre ise akdin fasit olduğu ifade edilmiştir ki, burada da aynı hüküm söz konusudur.
(Ağaç vb.) dikmeleri için arazi kiraya verilmiş olsa, bunun hükmü, az önce geçen maddelerle aynıdır. Sadece o kişinin ekme hakkı bulunur. Çünkü ekim işinin zarara uğraması, dikmek suretiyle zarara uğramasından daha azdır; zira onun cinsinden sayılır. Nitekim ekim de dikim de her halükarda toprağın altını bir tür zarara uğratmaktadırlar. Kiralayan şahsın bir yapı inşa etme hakkı da yoktur. Çünkü bununla oluşan zarar, onun zararına tezattır, denk değildir. Ekmek için araziyi kiraya vermiş olsa, onun ne dikme ve ne de bir şey inşa etme hakkı doğar. Şüphesiz dikimin verdiği zarar, inşanın verdiği zarardan daha fazladır, kendi zararına denk değildir.
Eğer bir yapı inşa etmek için araziyi kiraya verecek olursa, o durumda da ekim ve dikim yapamaz; çünkü ikisinden hasıl olacak zarar da onun zararına denk değildir.