"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kiracının yerine geçecek kimse ile söz konusu menfaatlerin elde edilişi

Kim oturmak için bir gayrimenkul kiralasa, onda hem kendisinin ve hem de onun yerine geçecek kimsenin -zararda da, başkasında da olmak üzere- oturma hakları vardır. Orada adet üzere oturup kalan diğerlerinin hali durumları üzere kendilerine hükmedilir. Buraya zarar verecek kimseler ise oturamazlar. Hakkında şart koşulmadığı sürece de orada zarar içeren bir şeyi icra edemezler. Bunu, İmam Şafii ve rey ashabı söylemiştir. el-Muvaffak ise : Bu hususta muhalefet edenin olduğunu bilmiyoruz, demiştir.

Üzerine binmek için bir şey kiralanmış olsa, onun benzerine yahut ondan daha hafif olana bindirmesi ona gerekli olur, daha ağır olana ise bindiremez.

Menfaatin bir benzeri yahut düşüğü ile elde edilmediği bir şeyi şart koşacak olursa, arkadaşlarımızın kavline göre bu akit sahih olur, şart ise batıl olur. Çünkü bu, akdin mucibini nefyeder; zira akdin mucibi menfaati elde etmek, bizzat onu icra etmeye ve inşa etmeye hak sahibi olmaktır. Şart da bunu nefyettiğine göre akit batıl olmuş olmaktadır.

Bunun yanında şartın sahih olması da muhtemeldir. Bu ise Şafii ashabından gelen bir görüşe göre böyledir. Çünkü kiracı, ücret yönünden söz konusu faydalara malik olur; bu nedenle memnun olmadığı şeylere de malik olmaz. Kimi zaman da bu menfaatin elde edilmesi bağlamındaki tahsisi noktasında bir maksada sahip olabilmektedir.

Kira ile tutan kişinin, kabzedip alması durumunda kiralık olan bu malı ücretle kiraya vermesi caizdir. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. Bu, Sevri, İmam Şafii ve rey ashabının da görüşüdür. Kiraya vermesi ancak yerine geçirecek başkasının olması yahut zarar noktasında başkasıyla caizdir. Malın kabzedilmesinden ewel bu malı kiraya verecek olursa, iki görüşten birisine göre kiraya verenden başkası tarafından bu caiz olmaz. Bu, Ebu Hanife ve İmam Şafii’den gelen iki görüşünden meşhur olana göredir. Zira bu menfaatler, akit ile karşılıklı ivaz şeklinde mülk edinildiği için -ayni mallarda olduğu gibi- bunların akit olarak muteber olması da kabzedilmesine bağlıdır. (İmam Şafii’nin) diğer görüşüne göre ise bu caiz değildir. Bu da bazı Şafiileri görüşünü oluşturmaktadır. Çünkü malın kabzedilmesiyle tazmin intikal etmeyeceğinden, hakkında tasarrufun cevazı da vakf olmamakta, durmamaktadır.

Mal sahibi tarafından kabzedilmeden önce eğer o mal kiracı tarafından kiraya verilirse ve bu durumda biz de: “Bu kiraya verenden başkası tarafından caiz olmaz.” dersek, burada iki tane görüş ortaya çıkmaktadır:

Kabzedilmeden ewel üzerinde akit icra edilmiş olduğundan bu caiz olmaz.
Caizdir; çünkü malın kabzedilmesi -yabancının tersine- imkansız sayılmaz.
Mal sahibi tarafından o malın kabzedilmesinden sonra kiraya verilmesine gelince bu ise caizdir. Bunu, İmam Şafii söyler. Çünkü akid (akdi kıyan) dışında dahi caiz olan her bir akit, akdi kıyanın bulunmasıyla da caiz olur, alışveriş gibi.

Ebu Hanife ise: Bu caiz olmaz; çünkü bu, hükümlerin çelişkili olmasına sebebiyet verir. Zira malın teslim edilmesi mal sahibine aittir; öyleyse bunu kiraya verecek olursa hak sahibi olacak olan da yine odur. ” demiştir.

Söz konusu teslimin elde edilmiş olacağı, hak sahibi olan bu şahsın ise başka bir teslim olacağı, şeklinde cevap verilmiştir. Sonra bu (önceki ifadeler), alışveriş ile de geçersiz sayılır. Çünkü o kişi, malı teslim etmeye hak sahibi olacağından, bunu satın alması durumunda onu teslim almaya da yine o hak sahibi olur.

Kiracının o malı ecri misli ve fazlasıyla olmak üzere alması caizdir. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. Bunu, İmam Şafii ve Ebu Sevr de söylemiştir. Çünkü bu, sermaye ile caiz olan bir akit olduğundan, fazlasıyla da aynı zamanda akit caiz olur. Tıpkı kabzedilmesinden sonra malın satılması gibidir. Aynı şekilde binayı inşa edip de ücretten bir bölümüne mukabil düşmemesine benzer.

İmam Ahmed’den nakledildiği üzere, bir malın fazlalığı ortaya çıkarsa, bu fazlalık kısmını kiraya vermek de caiz olur, aksi takdirde bu fazlalık caiz olmaz. Şayet bunu icra edecek olursa bu fazlalığı tasadduk eder. Bunu, Sevri ve Ebu Hanife söylemiştir. Çünkü o, bu durumda tazmin etmediği şeylerde kar elde etmiş sayılacağından, bu caiz olmaz. Bu, tıpkı kabzetmeden ewel yiyecek maddelerinde elde ettiği kara benzemektedir.

Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa bu menfaatler bir yönüyle o tazmine girmiş olmaktadır. Öyle ki bunlar elde edilmeksizin elden çıkıp gitmiş olurlarsa, o zaman onun tazmininden sayılırlar. Kabzedilmeden ewel yiyecek maddelerinin satışına kıyas edilmesi ise doğru olmaz. Çünkü onun bunlarla alışveriş yapması külliyen yasaktır, ister kar elde etmiş olsun, ister kar etmesin. Konumuza gelirsek burada ise genel olarak caiz olur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kiraya-verilen-malin-satisi/,https://kutsalayet.de/arazinin-ekme-bicme-ve-uzerine-yapi-insa-etme-uzere-kiraya-verilmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız