Bir mal, belirli bir süreliğine kiraya verilir de onunla faydalandığı şeyin arası engellenecek olursa, bu durumda bazı kısımlardan hali olamaz:
Birincisi: Hayvanın kaybolması yahut kölenin ölmesi gibi o malı telef etmesi. Bu da üç kısma ayrılmaktadır:
Faydaların kabzedilmesinden evvel sürenin o malı telef etmesi ki, bu durumda kira feshe maruz kalır. el-Muvaffak der ki: Bildiğimiz kadarıyla bu konuda bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.
Kabzedilmesi akabinde malı telef etmesi… Çünkü bu durumda da kira feshe uğrar ve Ebu Sevr hariç fakihlerin genel görüşüne göre ücret de sakıt olur. Ebu Sevr’den nakledildiğine göre o, söz konusu olan ücretin alınabileceğini söylemiştir. Çünkü üzerinde akdi yapılan şey, malın kabzedilmesinden sonra telefe uğramıştır, bu yönüyle satılan mala benzemektedir. el-Muvaffak şöyle der: Bu, yanlıştır; zira üzerinde akdi yapılan şey, faydalardır ve bunlar ifa ile yahut icra edilmesine imkan bulması şekliyle kabzedilmiştir. Bu da elde edilmiş sayılmadığından, malın kabzedilmesinden önce olmak üzere bu faydaların telef edilmesine benzemektedir.
Süreden bir bölümün geçmesinden sonra malı telef etmesi… Zira o zaman geçen sürenin haricindeki sürenin geri kalanı noktasında söz konusu olan kira fesholur. Mal sahibi de faydadan elde edilen miktar kadarının ücretini verir.
İkincisi: Evin yıkılması, arazinin suya batması veya suyunun kesintiye uğraması gibi o malda baş gösterecek olan faydaların engel teşkil etmesi. Bu durumda iken asli itibariyle bir fayda/menfaat kalmayacak olursa, o takdirde telef eden şeyle aynı konumda sayılmış olur. Kiralamadığı şey noktasında eğer bunda bir fayda söz konusu olursa yine kira feshe uğrar; çünkü üzerinde akdin vaki olduğu menfaat, telefe uğramıştır.
el-Kadı (İyaz) suyu kesilen arazi hakkında: Bunda kira fesholmaz, demiştir. Bu, İmam Şafii’den de ifade edilmiştir. Çünkü genel olarak bundaki menfaat iptal olmamaktadır. Buna göre kiracı akdi feshetmek ve devam ettirmek arasında muhayyer sayılır. Feshetmesi halinde bunun hükmü, kölenin öldüğü vakit ki hükmüne benzer. Akdi sürdürmeyi tercih ederse, bu durumda ücretin tümü üzerine kalır; çünkü bu bir ayıp ve kusurdur. Buna razı olursa, hükmü sakıt olur.
el-Muvaffak der ki: Birinci görüş daha doğrudur. Çünkü üzerinde akdedilmiş olmayan bakaya -alışveriş konusundaki gibi- üzerinde akdedilmiş telef ile akdin feshedilmesini engellemez.
Üçüncüsü: Kiralanmış malın gasb edilmesi… Bu durumda akdi feshetmek kiracının hakkıdır. Çünkü bunda onun hakkı ertelenmiştir. Şayet feshedecek olursa, bunun hükmü, malın telef edilmesiyle akdin fesholmasıyla aynıdır. Kira süresi bitinceye değin akdi feshetmeyecek olursa, bu durumda onun, feshetmek ve tesmiyesi yapılan şeye rücu etmek ile akit üzere kalmak ve ecri misil mukabilinde gasıba talepte bulunması arasında muhayyerlik hakkı doğar. Çünkü üzerinde akdedilen husus, mutlak şekilde geçip gitmiş değil, bilakis bedele kapı aralamıştır. Bu bedel ise kıymeti demektir ve bu, bir kimsenin satılacak meyvenin koparılmasından evvel telef etmesi örneğine benzemektedir.
Akdin fesholma hükmü, “Gasba uğrayan menfaatlerin tazmin edilmeyeceği” görüşünü söyleyen her bir durumla kapsam dışına çıkmış olmaktadır.
Dördüncüsü: Kendisinden sadır olan bir fiil nedeniyle, maldaki fayda ve menfaatin elde edilmesinin imkansız olması… Mesela: (Kiralanan) kölenin kaçması yahut hayvanın ürküp kaçıp gitmesi… Bu durumda kira olarak tutan kişinin akdi feshetme hakkı vardır. Feshedecek olursa, denilecek bir şey yoktur. Feshetmezse şayet gününe gün süreden geçmek üzere kira akdi feshe maruz kalır. Bu süre içerisinde mal geri dönerse, kalanıyla istifade eder, ama süre geçmiş olursa o takdirde -üzerinde icra edilen akdin geçmesi sebebiyle- kira feshe uğrar.
Beşincisi: Kiralık bir malın, içerisinde bulundurulmasının mümkün olmadığı bir evde kalmasını engelleyecek genel bir korku baş gösterecek olursa yahut belde muhasara altına alınır da bu sebeple tarım için kiralanmış araziye çıkmak engellenmiş olsa vb. bu durumda kira ile tutanın (yani kiracının) bu akdi feshetme hakkı doğar. Çünkü bu, galip bir durumu ifade ettiğinden, kiracı olan şahıs da bu şekliyle menfaatten istifade etmekten menedilmiş olur. O zaman da muhayyerlik hakkı sabit olur, tıpkı malın gasb edilmesi gibi kabul edilir.